Namaz…



Namaz…

Günümüzde Hıristiyanlık ve Yahudilikte namazın kılınmaması bu dinlerin tahrife uğramasından kaynaklanmaktadır.


Hz. İbrahim’de (as) namaz:

“Rabbimiz! Doğrusu ben zürriyetimden bir kısmını (oğlum İsmâîl ile annesi Hâcer’i), senin Beyt-i Harâm’ının (Kâ‘be’nin) yanında, ekinsiz bir vâdiye yerleştirdim; Rabbimiz! Namazı hakkıyla edâ etsinler (sana hakkıyla kulluk etsinler) diye (emrin üzere, böyle yaptım)! Artık (sen) insanlardan bir kısım gönülleri onlara meylettir ve onları mahsûllerden rızıklandır! Umulur ki şükrederler.” (İbrahim, 37)
“Rabbim! Beni, namazı hakkıyla edâ eden bir kimse eyle; zürriyetimden de (böyle kimseler yarat)! Rabbimiz! Duâmı kabûl buyur!” (İbrahim, 40)

 Hz. İsmail’de (as) namaz: 

(Habîbim, yâ Muhammed!) Kitab’da İsmâîl’i de an! Çünki o, sözünde duran bir kimse idi ve bir resûl, bir nebî idi. Ehline (ve ümmetine) namazı ve zekâtı emrederdi; hem Rabbisinin katında rızâya mazhar olmuş bir kimse idi. (Meryem, 54-55)

 Hz. İshak ve Yakub’da (as) namaz:

Ve ona (İbrâhîm’e) İshâk’ı ve fazla(sıyla bir lütûf) olarak da (torunu olan) Ya‘kub’u ihsân ettik. Ve her birini sâlih kimseler kıldık. Onları emrimizle (insanlara) hak yolu gösteren imamlar (kendisine tâbi‘ olunan rehberler) yaptık; onlara hayırlı işler yapmayı, namazı hakkıyla edâ etmeyi ve zekât vermeyi vahyettik. (Onlar) bize kulluk eden kimselerdi. (Enbiya, 72-73)

Hz. Lokman’da (as) namaz: 

“Ey oğulcuğum! Namazı dosdoğru kıl; ve iyiliği emret, kötülükten de men‘ et ve başına gelene sabret! Şübhesiz ki bu, azmedilecek işlerdendir.” (Lokman, 17)

 Hz. Şuayb’da (as) namaz: 

Dediler ki: “Ey Şuayb! Atalarımızın tapmakta oldukları şeylerden, yâhut mallarımız hakkında ne diliyorsak yapmaktan vazgeçmemizi, sana namazın mı emrediyor? Şübhesiz ki sen, hakikaten yumuşak huylu, aklı başında bir kimsesin!” (Hud, 87)

Hz. Musa’da (as) namaz:

“(Ey Mûsâ!) Ben seni (peygamberliğe) seçtim; şimdi (sana) vahyedileni dinle! Şübhe yok ki ben, (evet) ancak ben Allah’ım; benden başka ilâh yoktur; öyle ise bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl!”
(Ta-ha,13-14)

Mûsâ’ya ve kardeşine: “Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın, evlerinizi namazgâh yapın ve namazı hakkıyla edâ edin! Ve (ey Mûsâ!) Mü’minleri (mükâfâtla) müjdele!” diye vahyettik. (Yunus, 87)

“Yine bir vakit İsrâiloğullarından: “Allah’dan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, ana-babaya, akrabâya, yetimlere ve yoksullara iyilik (edeceksiniz), insanlara da güzellikle söyleyin, namazı hakkıyla edâ edin ve zekâtı verin!” diye sağlam söz almıştık. Sonra sizden pek azı müstesnâ, (hepiniz o sözünüzden) döndünüz, zâten siz yüz çevirici kimselersiniz.” (Bakara, 83)

“Ve and olsun ki Allah, İsrâiloğullarının sağlam sözünü almıştı. (Her kabîleden birer kişi olarak) içlerinden on iki de vekil ta‘yîn etmiştik. Ve Allah (onlara) şöyle buyurmuştu: “Şübhesiz ki ben sizinle berâberim. Eğer gerçekten, namazı hakkıyla edâ ederseniz, zekâtı verirseniz, peygamberlerime îmân edip onlara yardım ederseniz ve Allah’a karz-ı hasen (güzel bir borç) verirseniz (yolunda harcama yaparsanız),mutlakā kötülüklerinizi sizden örteceğim ve şübhesiz sizi altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacağım. O hâlde bundan (bu ahidden) sonra içinizden kim inkâr ederse, artık (dosdoğru)yol ortasında açıkça sapıtmış olur.” (Mâide, 12)

Hz. İsa’da (as) namaz:

(Îsâ, henüz doğmuş bir bebek iken) şöyle dedi: “Şübhesiz ki ben, Allah’ın kuluyum; (O) bana Kitâb’ı verdi ve beni peygamber yaptı! “Hem nerede olsam beni mübârek kıldı; hayat sâhibi olduğum müddetçe de bana namazı ve zekâtı emretti.” (Meryem, 30-31)

♦Namaz

4 Yorum

    • Tuba Tb 24 Mart 2013 Alıntıla

    Yorum Bırakabilirsiniz

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir