Esma İle Veysel’in Hikayesi



Esma İle Veysel’in Hikayesi

Gerçek bir hikaye, hikayeden öte yaşanmış bir olay ancak ibret alınacak bir olay. Esma ile Veysel’in yaşam öyküsünden kısa bir anlatım :

Anadolu’nun bir köyünde 1920 ler de gerçekten  yaşanmış bir hikaye.
Veysel büyümüş köyünde sevilen bir delikanlı olmuştur.  Babası Veysel ‘in evlenme çağının geldiğini düşünüyor,  bu düşüncesini de kısa bir süre sonra hayata geçirmiş ve akrabalarından Esma’yı Veysel’le evlendirmişti.
Sekiz yıllık evlilik  yaşamların da Veysel’e iki evlat vermiştir. Ancak Esma’nın gönlü evdeki hizmetli Hüseyin’e kayıyor.
Güzeller güzeli Esma, Hüseyin isimli bu delikanlı ile anlaşıp kaçmaya karar veriyorlar ve zaman zaman buluşup kaçmaları için uygun ortamı beklemişler.
Veysel bu durumu anlamış ama Esma’yı çok sevdiğinden ona hiç bir şey hissettirmemiş, fakat olanları da gizliden gizliye takip ediyormuş.
Esma ile Hüseyin bir gün yine gizlice buluşmuşlar, o günün gecesinde kaçmaya karar vermişler.
Ve o gece herkesin uykuda olduğu bir saatte Esma yatağından gizlice kalkıp, önceden hazırladığı bohçasını da alıp, dışarıda bekleyen Hüseyin’le kaçmışlar.
Esma koşarken ayakkabısının içinde bir şeyin olduğunu hissetmiş ama durup bakacak vakitleri olmadığından o an bakamamışlar.
Köyden uzaklaşıp bir yerde soluklanırken ayağını rahatsız eden nesneden kurtulmak için ayakkabısını çıkardığında birde bakmış ki kendilerine en az bir ay yetecek kadar para varmış ayakkabısının içinde.
 Veysel Esma’nın evlilikleri boyunca ona baktığı, yemeğini, temizliğini, evliliklerine verdiği emeği karşılığında kaçtığında mağdur olmasın, zor durumda kalmasın diye ayakkabısına para koymuş.

Bu hikaye Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde olmuştur.

şehir

Yıllar sonra Esma ile yapılan röportajlarda açığa çıkan bir olaydır.
Olayın kahramanı da Aşık Veysel’dir…
Kocasını aldatan bir kadına erkeğin davranışı sevgisinden şefkatinden hala Onu düşünmesinden dolayı ibretlik bir davranışı ile Âşık Veysel ile Esma’nın hikayesi…
Hikaye burada bitmiyor…
 Hüseyin’le Esma günün birinde perişan vaziyette köye dönüyor. Bu arada Veysel ve Esma’nın çocuğu da ölüyormuş. Veysel  o zamanlar çok meşhurmuş, “Esma’ların bir ihtiyaçları var mı?” diye sorduruyormuş devamlı akrabalarına. O kadar içi acımış ki, bir şiir yazmış
“Zalim, kafir,
yetim koydun kuzumu
Çocuğunu geride bırakıyor,
 zalim kafiri Hüseyin” diye.
Veysel ölüm döşeğindeyken helallik almak için kapıya kadar gelmiş Esma Hanım, ama “İçeri girmeye yüzüm yok” deyip vazgeçmiş…

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir