Hırsızlık Yapan



Bismillâhirrahmânirrahîm

38- Hırsız erkek ve hırsız kadının, (çalıp) kazandıklarına bir karşılık, Allah’tan da, ‘tekrarı önleyen kesin bir ceza’ olmak üzere ellerini kesin. Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
39- Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Maide Suresi,  38 – 39 

Maide Suresi 38. ve 39. Ayetin Tefsiri

Hz. Peygamber (s.a) emniyeti kötüye kullanıp emanete hıyaneti hırsızlık saymamış ve bu suçu işleyenin eli kesilmeyeceğini irade buyurmuştur. Bu da göstermektedir ki, hırsızlık ancak birinin elinin altındaki mal haksız yere çalınıp mülkiyete geçirildiği zaman meydana gelir.

Hz. Peygamber (s.a) yine, değeri bir kalkandan daha az olan bir malı çalanın elinin kesilmeyeceğini belirtmiştir. O zamanda bir kalkanın fiatıda) Abdullah İbn Abbas’a (r.a) göre on dirhem, b) İbn Ömer’e (r.a) göre üç dirhem, c) Hz. Aişe’ye (r.a) göre bir dinarın dörtte biriydi. Bu farklılık, hırsızlıkta elin kesilmesi için asgari sınırın ne olduğu konusunda fakihler arasında görüş ayrılığına neden olmuştur. İmam Ebu Hanîfe’ye göre bu on dirhemdir, İmam Malik, Şafiî ve Ahmed’e göre ise bir dinarın dörtte biridir. (O zaman dirhem üç meşh ve 1.1/5 ratti gümüşe, dinarın dörtte biri ise üç dirhem’e eşitti.)

Yine çalındığında el kesme gerekmeyen pek çok şey vardır. Örneğin, Hz. Peygamber (s.a) “Meyve ve sebzelerin çalınmasında el kesme yoktur” ve “yenilecek şeylerin çalınmasında el kesme yoktur” buyurmuşlardır. Hz. Aişe’den (r.a) rivayet edilen bir hadise göre, “Hz. Peygamber (s.a) zamamında önemsiz şeylerin çalınmasında el kesilmezdi.” Halife Hz. Osman ve Hz. Ali (r.a) kuş çalanın elinin kesilmemesine hükmetmiş ve buna hiçbir sahabe karşı çıkmamıştı. Hatta Halife Hz. Ömer ve Hz. Ali (r.a) kamu hazinesinden yapılan hırsızlık karşısında el kesmemiş ve ashab içinde buna karşı çıkan bulunduğu yolunda bir rivayet gelmemiştir.

Yukarıdaki örnekleri göz önünde tutan fakihler, elin kesilmesini gerektiren hırsızlıklara pekçok şeyi almamışlardı. İmam Ebu Hanîfe’ye göre sebze, meyve, et, pişmiş yemek, henüz toplanmamış tahıl, eğlence ve müzik aletlerin çalınması halinde el kesilmez. Bunlardan ayrı olarak İmam, ormanda otlayan hayvanlar çalındığında ve kamu hazinesinden (Devlet Hazinesi) yapılan hırsızlıklar karşısında yine el kesilmeyeceği görüşündedir. Aynı şekilde, diğer imamlar da bazı maddelerin çalınmasını ayette ön gören cezanın dışında tutmuşlardır. Ne var ki, bu tür hırsızlıklara hiç ceza verilmeyecek demek değildir. Kuşkusuz bunlar daha değişik şekillerde cezalandırılırlar.

39 – Bu, hırsız pişman olursa eli kesilmez demek değildir. Eli kesildikten sonra tövbe eder, kendini düzeltir ve Allah yolunda, gerçek anlamda Allah’a kul olursa, kendini günahından temizleyecek olan Allah’ın gazabından kurtarır demektir. Öte yandan kişi, eli kesildikten sonra pişman olmaz ve kendini ıslah etmeyerek kötü düşünceler beslemeye devam ederse, gördüğü ağır cezadan sonra bile kalbini hiç temizlememiş demektir. Bu yüzden, eli kesilmeden önce olduğu gibi, yine Allah’ın gazabını hak edecektir. Kur’an’ın böyle bir kişiyi, Allah’ın affını dilemeye ve kendini düzeltmeye teşvik etmesinin nedeni budur. El, toplumun huzurunun korunması için kesilir. Ceza mutlaka ruhu temizleyecek değildir. Ruh ancak tövbe ve Allah’a yönelmekle temizlenir. Hadiste geldiğine göre, bir kere Hz. Peygamber’in (s.a) emriyle bir hırsızın eli kesilmiş ve ardından Hz. Peygamber (s.a) kendisini çağırtıp “Allah’ın affını diliyorum” deyip O’na yönelmesini istemiş, hırsız istenileni yapınca, Hz. Peygamber (s.a) kendisi için Allah’tan bağışlanma dilemiştir.

Kaynak : Tefhimu’l Kur’an

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir