İbadetin Yanlış Anlaşılması



İbadetin Yanlış Anlaşılması - www.inanankalpler.net

İşin kötü yanı, maalesef insanlar ibadetin asıl anlamını unuttular, ibadeti bir takım kulluk merasimleri ve ayinleri haline getirdiler.

Bunları yerine getiren kimsenin, Allah’ın üzerinde bulunan ibadet hakkını yerine getirdiğini zannettiler.
Bu büyük hataya hem avam tabakası, hem de ileri gelenler düştü.

Avam tabakası, vakitlerinin çok az bir kısmını bazı ibadetlere ayırdılar. Bu müddet içinde yapacakları ayinleri yapıp, geri kalan kısımlarda ise işlerine geldiği şekilde davranır oldular. Böylelikle de O’nun hükümlerini hiç yerine koyup, görmez, duymaz, akıletmez oldular.

Yalan ve sahtekarlığı hayatlarının esası haline getirdiler. Gıybet ve kovuculuğu ayrılmaz bir paraları gibi algılar oldular. Ahidleri bozdular, haramları helal kabul ettiler. Hak sahiplerinin haklarını gasbettiler. Zayıflara haksızlık yapmakla hiç geri kalmadılar. Kalplerini, gözlerini, kulaklarını, el ve ayaklarını kötülük için birer alet haline getirdiler, kötülüğü emreden nefse devamlı uyar oldular.

Fakat yine bunlar beş vakit namazı, gece ve gündüz eda etmeye, Kur’an’ı kalbe inmeyen bir şekilde okumaya devam ettiler. Oruçlarını tutup, Hacc’a gittiler, hatta zekatlarını verenler dahi oldu. Ve bu halleriyle de kendilerini, Allah’ın razı olduğu kullarından, salihlerden kabul ettiler.

Sormak gerek, ibadet sadece bu yapılanlar mıdır?

Allah’a secde edip, secdeden kalkar kalkmaz başları putlar için eğmek, canlı veya ölülerin bir kısmını hayır ve şerrin sebebi olarak görmek, onlardan yardım dilemek, bir lokma için kafirlerin ayaklarına kapanmak, kafirlerin meclislerinin devamlı üyesi hatta esası olmak, rızkın sebebi olarak insanlardan bir kısmını görmek, belirli kuvvetleri olduğu için şeytanın kanunlarının temsilcilerine itaat etmek, onların hükümlerini uygulamak, vs… bunlardan hangisi Allah (c.c.) için ibadettir, veya Müslümanca olan tavır bu mudur?

Bu hallerin imanla ilişkisi nedir? Böyle bir hal üzerinde olan kişi nasıl olur da Allah’a ibadet ettiğini söyleyebilir? Eğer bu sorulara olumlu cevap verilecek olursa o zaman tekrar sormak gerekir:

Allah (c.c.) için söyleyin bugün dünyada zillet ve aşağılık mertebelerini işgal eden sizler değil misiniz? Ey Allah’ı zikreden ve O’na ibadet eden kimseler(!) boynunuza kölelik, zulüm halkasını geçirten sebep nedir?

İleri gelenlere gelince, onlar çok daha başka bir hal üzerinde oldular. Tesbih ve seccadelerini alıp odalarına, loşluklara daldılar. Dünyadan onlara ne?!

Halbuki, dünyayı kat kat zulüm kaplamış, küfür hükmünü yürütmekte, insanlar şirk bataklığının içinde debelenmekte, şirkin karanlığı, hakkın nurunu göstermez olmuş.

Ama onlara ne ki? O muttakiler(!) bunlarla ilgilenmez. Çünkü, onlar ibadetle uğraşmaktalar. Devamlı vird’lerini (zikir) çeker, binlik tesbihlerini sayar, nafile namazlarına devam eder, oruç tutarlar. Huvel Hak (Allah haktır), sözlerini dillerinden düşürmezler. Kur’an’ı sadece, okuma sevabını elde etmek için okurlar. Hadisleri ezber olsun diye öğrenirler. Rasulullah (s.a.v.) ve ashabının hayatını gözleri yaşararak, tatlı bir hikaye gibi okurlar. Onlar, Kur’an, sünnet ve selef-i salihin’in hayatında, hayra çağırmayı, iyiliği emredip, kötülükten sakındırmayı, Allah (c.c.) için cihada daveti zorunlu kabul etmez, bunu nafilelerin nafilesi görür ve dolayısıyla uygulamazlar.

Ey Allah’ın şerefli dostları(!) görüş, işittiğiniz gibi şerden oluşan sel, her şeyi önüne katıp götürürken, sizin gözlerinizi yumarak murakebeye daldığınız odalarınızı dahi kuşattı. Buna rağmen hiç aldırmadan nafile namazlar kılıp, tesbih çekerek kendinizden emin olduğunuz bir halde iken, kafirlerin dünyanın her tarafında elde ettikleri ve elde etmeye devam ettikleri şeytani zaferlerden dolayı sevinç ve ferah davulu çaldıklarını, dünyanın her yanında sadece onların sözlerinin geçerli olduğunu, yeryüzünde sadece onların siyaset ve hükümlerinin hakim olduğunu, insanların küfre boyun eğdiğini gördüğünüz halde sizi odalarınıza kapattıran şeyler mi ibadettir?

Madem ki, ibadet sizin yaptıklarınızdır, ibadetin hakkını bunları yapmakla vermiş oluyorsunuz, öyle ise sorarım. Haşa, maazallah- Allah (c.c.) yalan mı söylüyor?

Allah’ın bildirdiği hakikat şudur:

Allah, sizden, inanıp, salih amel işleyenlere vaadetti: Onlardan öncekileri nasıl hükümran kıldıysa, onları da yeryüzünde hükümran kılacak ve kendileri için seçip beğendiği dinlerini sağlamlaştıracak ve korkularının ardından kendilerini (tam) bir güvene erdirecektir. Onlar hep bana kulluk ederler ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar. Ama kim(ler) bundan sonra inkar ederse işte onlar, yoldan çıkanlardır.” (Nur Suresi /55)

Allah (c.c.) vaadinde doğru olduğuna, sizin ibadetinize rağmen yeryüzündeki efendilik ve hükümranlıktan bir nasibinizin olmayışı da bir gerçek olduğuna göre, yeryüzünde dininizin hakimiyeti söz konusu dahi olmadığına göre ve korkunuzdan bir türlü emin olmadığınıza göre düşünün; Siz ve sizin gibi olanlar Allah’a ibadet edici değilsiniz. Siz O’na ibadetten yüz çevirdiğiniz içindir ki; Allah (c.c.) sizi dünyada, düşmanlarınızın önünde küçük düşürdü ve başınıza her türlü rezaleti getirdi.

Bütün hamdlar sadece Allah’adır.

Kaynak : Mevdudi Tüm Eserler – İslami Kavramlar Bölümünden derlenmiştir….

2 Yorum

  1. Faruk Karakolcu 1 Mart 2019 Alıntıla
    • Betül ÖzYönetici 1 Mart 2019 Alıntıla

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir