Ümitlerin Yeşerdiği Gün



Ümitlerin Yeşerdiği Gün - www.inanankalpler.net

Tatili geçirmek için Armutlu’daydılar. Döşemenin altlarından kayarcasına çekildiğini hissettikleri an, herkes yalıdan bir kez daha dışarı fırladı.

Onyedi Ağustos depreminin üzerinden iki gün geçtiği halde, artçı sarsıntıların ardı arkası kesilmiyordu. İzmit’te başlayan yangınların, gökyüzüne vuran kızıllığına şahit olmak, mahşeri, dağın öteki yamacındaki depremzedelerle birlikte yaşamalarına neden oluyordu.

Hiç akla gelir miydi, her gün ayaklarını bastıkları o munis toprağın, bir gün isyan bayrağını açıp da, sarsıla sarsıla üzerindeki nice saadetleri yok edeceği… O yüzden bu depremi, bir dost tarafından hançerlenmeye benzetiyordu kadın.
Arkadaşıyla birlikte çocuklarının korkusunu biraz olsun hafifletmek için, karyolalarını bahçeye kurdular. Ne yapsalar nafile… Küçük yavruların yüzleri, tekrar eden her sarsıntıda daha fazla sararıyor, dudakları morarıyordu. Kadın dayanamadı. Gecenin bir vaktinde, başına örtü alarak çimenlerin üzerine diz çöktü. “İnsan bütün kainattan sorumludur” deniliyordu ya…

“- Öyleyse; ben de hatalarımla, sevaplarımla mes’ulüm.”  diyerek hem kendi hem de beşeriyet adına, Allah’ tan özür dilemek istedi. Büyük bir samimiyetle, ellerini gökyüzüne uzattı.

“- Biliyorum Rabbim! Sen istersen şu kehkeşanlarda başka alemler; o alemlerde de sana aşık nice insanlar yaratırsın. Biz sana layık kullar olamadık. Hata ettik. Bizleri affet. Bütün beşeriyet adına senden özür diliyorum. Ne olur bu dünyayı çocuklarımıza ve torunlanmıza bağışla!

Ne kadar bir süredir Tanrı’ya yakardığının farkında değildi kadın. Cırcır böceklerinin, dünyanın dört bir yanında icra ettikleri o ilahi müziğin ritmi eşliğinde duanın uhreviyetine kendini kaptırmıştı ki;  bir ara yalının diğer sakinlerini ardında diz çökmüş buldu. Gecenin karanlığında, daha da beyazlaşmış gibi görünen yüzlerinin masum ifadesinden, onların kalplerinin de sessizce acı çektiğini fark etti. Tıpkı bir ney gibi duasına eşlik eden bu kalpler, edep içinde “Amin” dediler.

Ortam etkileyiciydi. Deprem dalgalarından dolayı kudurmuş görünen deniz, sanki duaların lezzetinden sonsuzca mest olmuş gibi, birdenbire şairane bir havaya bürünmüştü. Rüzgarsa, zarif bir yelpaze misali yanaklarını okşuyordu herkesin. Birdenbire bütün kötülüklerin dili bağlandı da, iyiliğin sesi yükselmiş gibi geldi küçük yavrulara. Yüzlerinin rengi düzeldi. Dualarının kabul olduğundan emin olmanın huzuruyla, analarının güven sunan kollarında uyuyakaldılar.

Bu duayla kendilerine en muhteşem bağışların yapıldığı hissine kapılan anne, tam yerinden kalkmak üzereyken sınırsız bir mahcubiyet duygusuyla sarsıldı. Biraz önce dua ederken başını örttüğü eşarbı çıkarmaya uzanan elinin, bu iki yüzlü hareketinden utandı.

Dertleri küllendirmek için, zamanın en iyi ilaç olduğunu söyleyenler haklıydı. Ama sadece acıları… Gerçekleri örtecek hali de yoktu ya… Saatler inancın lehine işliyordu hep. Profesör hanım, o gece yaptığı duanın ertesinde, güneşin yeniden doğup kıyametin kopmadığını gördüğünde, ruhuna huzur veren o secde halini, yaşamının her saniyesinde devam ettirmeye söz verdi. Bu niyetle tatil sona erip de üniversiteler açıldığında, tam otuz yıl hizmet verdiği görevinden istifa etmek için okuluna son bir kez daha uğradı. Başından çıkarmaya kıyamadığı örtüsüyle, öğretim üyeliği yapmasına izin verilmiyordu çünkü.

Bir yanda dünyalık mevki ve makamların iştah kabartan gururu, diğer yanda Allah’a kul olmanın hiçliği…
Bu ikisi arasında kalan kadın, en sonunda hiçliğin asaletini kendi vicdanıyla keşfetti. Gençliğinden beri vazgeçemediği ideallerine ihanette tereddüt etmedi. Kendi arzusuyla emekliliğini isterken, içinde zerre kadar pişmanlık yoktu.

Sonraki aylarda;

Depremin korkusuyla başını örttü. Yarın unutur. Tekrar eski yaşantısına geri döner.” diye konuşan insanların beklentileri de boşa çıktı. İnancının zorla sınırlandırılmak istendiği her alanın dışında, ruhunu sonsuzca özgür hissediyordu artık.

Hira’dakiler Kitabından…

Özgürlük Adına

Bir Masal Gibi

2 Yorum

  1. Leyla 5 Aralık 2018 Alıntıla
    • Betül Öz 5 Aralık 2018 Alıntıla

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir