İbadet Dinin Esasıdır…



İbadet Dinin Esasıdır - www.inanankalpler.net

İster ilkel kavimlerin mitoslardan ibaret dinlerinde, isterse teknolojik gelişmenin zirvesinde olan toplumların dinlerinde olsun, hepsinde de ibadet kavramına muhakkak rastlarız.Daha doğrusu ibadet, dinin esasıdır.

Zaman, mekan ve toplumların değişmesine rağmen asırlar boyu ibadet düşüncesi insan neslini hep meşgul etmiştir.

Tarihi süreçte ibadet düşüncesini insanlar mı oluşturmuştur?

Bu soruya ilk anda verilebilecek en kısa cevap, “Şüphesiz ki hayır” olacaktır. Öncelikle şu kesinkes bilinmelidir ki, ibadet düşüncesini insanlar oluşturmamışlardır.
O yaratılıştan gelen bir duygudur. Bunun doğruluğu, zamanın, mekanın ve toplumların değişmesine rağmen ibadet düşüncesinin bir türlü değişmemesi özde hep aynı kalmasıyla birlikte düşünüldüğünde rahatlıkla görülebilir.

Din düşüncesi, sonradan oluşturulmayan, bizzat insanın yaradılışında var olan bir duygudur.

Bu aynen, insanın yapısı gereği acıktığında açlığını gidermek için gıda araması, üşüdüğü veya sıcaktan bunaldığında kalın giyecek veya serin bir yer araması gibi yaratılıştan gelen bir özelliktir ve insanlar ibadet etme ihtiyacını çeşitli şekillerde gidermişlerdir ve gidermektedirler.
İsmi “ibadet” olmasa, şekilleri farklı bile olsa bu değişmez bir hakikattır.

İbadet duygusu, insanda istek ve bunu yerine getirme arayışı oluşturup insanı ibadete sürükledikten sonra onu fıtri durumuyla başbaşa bırakır.

İnsanın kendisine ilah olarak seçtiği şeye ve ona ibadet olarak belirlediği hareket tarzına gelince, bu, insanın irade ve seçme yeteneğinin yardım ettiği ölçüde kendisine aittir.
Bu noktada, ilah ve ona ibadet yolları hakkında insanlar arasında birbiriyle çatışan ayrılıklar doğar. Bunlar öyle ayrılıklardır ki, insanın kendi irade ve isteği ile seçtiği her şeyde etkisini gösterir.
Nitekim yeme, içme, giyinme vb. fıtri duyguların insandan hiçbir zaman ayrılmadığı gibi, bu merhalede de dini düşüncenin aslını oluşturan tevhid duygusu insanda tamamen kaybolmaz fakat etkisini iyice azaltabilir. Buna rağmen tevhid inancı, son derece silik de olsa, tevhidden uzaklaşmış kişilerde bile hissedilebilir.

İbadet kavramı iki unsurdur.  “Kulluk ve İtaat”

Kulluk, insanın en üstün kuvvette; kudsiyet, masumiyet ve yüceliğin var olduğunu kabul etmesidir. Sonra O’na boyun eğmesi, O’nun istediği veya istediğini zannettiği şekilde hareket etmesi, kısaca O’na itaat etmesidir.

Kulluk ibadetin ilk ve asıl şeklidir. Fakat asıl ibadet olan itaat, bu kulluğun üzerinde gerçekleşir. Kulluk, temel unsur olup itaat ona bağlı olarak varolur.

Hayat, varoluş veya varlık olarak ifade ettiğimiz şeyler gerçekte bu kanuna itaatın bir sonucudur. Ölüm, yokluk gibi şeyler de bu fıtrat kanununun sonunu ifade eder. Bir başka şekilde şöyle söyleyebiliriz; kainatta varolan her şey mutlak yaratan ve hükmedenin emirlerine sonsuz itaat içindedir ki, olması gereken de budur.

Kur’an-ı Kerim’de “ibadet” kavramı çok çeşitli, etraflı bir şekilde tanımlanmıştır. Bazen ibadetin karşılığı olarak “itaat”, bazen de “namaz, sücut, ruku, kunut...” gibi kavramlar kullanılır. Konuyla ilgili ayetlerden bazıları şunlardır:

Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.(Zariyat Suresi / 56)

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O’nun yanında bulunanlar, O’na kulluk etmekten büyüklenmez ve yorulmazlar. Gece gündüz tesbih ederler, hiç ara vermezler.(Enbiya Suresi / 19-20)

Göklerde ve yerde olanların hepsi, Melik, Kuddüs, Aziz, Hakim olan Allah’ı tesbih etmektedir.(Cuma Suresi / 1)

Görmedin mi göklerde ve yerde olan kimseler, kanatlarını çırparak uçan kuşlar, Allah’ı tesbih ederler. Her biri kendi duasını ve tesbihini bilmiştir. Allah da onların ne yaptıklarını bilmektedir.
( Nur Suresi / 41)

Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O’nu tesbih ederler. O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, Halimdir, çok bağışlayandır.
(İsra Suresi / 44)

Göklerde ve yerde bulunanlar hep O’nundur. Hepsi O’na itaat etmektedir.(Rum Suresi / 26)

Güneş de, ay da hep bir hesap üzerinedir. Necm (bitkiler, yıldızlar) ve ağaçlar secde etmektedirler.
(Rahman Suresi / 5-6)

Allah’ın yarattığı şeylere bakmıyorlar mı? Gölgeleri nasıl sağdan, soldan sürünerek, Allah’a secde ederek döner. (Her şeyin gölgesi yerde uzanıp, kısalarak hep Allah’a secde etmektedir). Yerlerde ve göklerde bulunan gerek canlılardan, gerekse meleklerden hepsi, Allah’a secde ederler, onlar asla (Allah’a kullukta) büyüklenmezler. (Daima O’nun emrine boyun eğerler).
(Nahl Suresi / 48-49)

Göklerde ve yerde olanların hepsi, ister istemez Allah’a secde ederler. Gölgeleri de sabah akşam (uzayıp kısalarak) O’na secde etmektedirler.(Ra’d Suresi / 15)

Kaynak : Mevdudi Külliyatı – Tüm Eserler Kitabından İslami Kavramlar Bölümünden derlenmiştir….

Sünnette Takvanın Önemi Ve Fazileti

İslam’ın Nimetleri

Kur’an-ı Kerim’de Takvanın Önemi Ve Üstünlüğü

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir