İslam’ın Beş Şartında Biri – Oruç

İslam'ın Beş Şartında Biri - Oruç

İslam’ın beş şartından biri olan oruç, Müslümana ruhi ve ahlaki eğitim sağlayan bir ibadettir.

Oruç; ruhi ve ahlaki eğitim sağlar, çünkü senenin on bir ayında nefsinin arzularını tatmin eden insan bir bakıma hayatı yemek, içmek ve yerine göre şehevi arzularını tatmin etmekten ibaret zanneder hale gelir. Oruç tuttuğu zaman hayatın hep maddi ihtiyaçları karşılamaktan ibaret olmadığını, daha başka manevi hazlara da ihtiyacı olduğunu anlar. Çok yiyen, devamlı yiyen, içinden gelen her arzuya uyan insanlar, zaman olur bu arzularını frenlemek gerektiği anlarda fireni patlamış araba gibi hayatın acı gerçeği içine feci bir şekilde dalarlar. Kurtulamaz ve batarlar.

Bu durumdan insanı sabır; kanaat ve ihlas kurtarır. Bu üç yüce hasleti insana şuurlu tutulan oruç öğretir.

Rasulü Ekrem Efendimiz : “Oruç sabrın yarısıdır.” buyurmaktadır. (Cami’üs-Sağir)

Bir hadisi kudside Allah : “Her hayır için on mislinden yedi yüz misline kadar sevab verilir. Ancak oruç müstesnadır. Oruç benim içindir. Onun sevabını da ancak kendim veririm.”  buyurur. (Buhari)

Bir ayeti kerimede ise : “Ancak sabır edenlere ecirleri hesapsız olarak verilecektir.” (Zümer Süresi, ayet : 10) buyrulmuştur.

Bunlardan anlıyoruz ki oruç muvaffakıyetin baş şartlarından olan sabra alıştıran, ona irade terbiyesi veren bir ibadettir. Aynı zamanda oruç Allah rızası için iş yapmaya alıştırır insanı. Zira diğer ibadetlere az çok riya karışabilir, ama oruç böyle değildir. Onun içindir ki Cenabı Hak ibadetler içinde sadece oruca “Benim içindir.” diye sahiplenmiştir.

Namazda zengin, fakir, rütbeli, rütbesiz, beyaz ve siyah insanı aynı hizada omuz omuza getiren İslam, oruçla da kalpleri aynı duyguda birleştirir. Kulluğun tadını, kibrin ve gururun manasızlığını, Hak katında kulun acizliğini derinden duyurarak.

Zengin, fakirin halini ancak oruç tuttuğu zaman daha iyi anlar. Cemiyetlerin başına sıkıntı olan, cemiyeti karıştırmak isteyen niyetlilerin canına ot tıkayan çaredir oruç. Şuurla tuttuğu ona; sayesinde fakirliğin ne olduğunu anlayan ve Ramazan gelince yelden daha cömert olan bir Peygamberin ümmeti olduğunu kavrayan zengin; tütmeyen ocakların, yemeksiz sofraların sahiplerine  sunduğu ızdırabı, kendisi sunduğu yardımlarla tedavi edebilir.

Önündeki lezzetli yemeklere el uzatmamanın, nefsin arzuladığı şeylere aldırış etmeden akşama kadar durmanın ne manaya geldiğini değerlendirebilen mü’min sırf midesiyle avret yerinin değil, gözünün, kulağının, el ve ayağının netice itibariyle bütün kalbi varlığının oruca katılması gerektiğini de idrak eder. Bu idrak zaten onun melekleşmesine, Hak katında manevi dereceler almasına olur. Rasulullah’ın : “Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız.” (Keşf’ül-Hadis) kelâmindaki hakikate uygun olarak maddi ve manevi hastalıklarından şifa bulur. Ramazandaki halini Ramazandan sonra da devam ettirebilirse artık kurtulur.

Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden azad olmaktan ibaret bulunan Ramazan ayının feyzi bereketine, orucun fazileti ve teravihin manevi haraketi katılınca mü’minin tertemiz olmaması mümkün müdür.?

İşte Fahri Kainat Efendimiz şöyle buyurur : “Allah size orucu farz kıldı. Ben de gecelerini teravih namazı ile değerlendirmenizi emrettim. Her kim orucun Allah’ın emri olduğuna inanacak ve sevabını alacağına iman ederek orucu günahlarından temizlenmiş, anasından doğduğu günkü temiz olmuştur.” (Nesei, Ahmed ibni Hanbel)

Oruçlu ağızlarla yapılacak dualar Allah katında geri çevrilmeyecek dualardandır. Zira aç kalan insanın ağız kokusundan insanlar kaçar. Ama oruçlunun ağız kokusunun Allah katında değeri başkadır.

İşte Rasulü Ekrem Efendimizin hadisi : “Varlığım kudreti elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur.” (Buhari)

Orucu sadece bir açlıktan ibaret zannetmek zanların en aptalcasıdır. Orucu sadece ağzına ve avret yerine tutturup şuuruna eremiyenlerin eline ise pek bir şey geçmez.

İşte Rasulü Ekrem Efendimizin koyduğu kıstaslar :

Bir çok oruçlular vardır ki, tuttuğu oruçtan ona ancak susuzluğu ve açlığı kalmıştır.” (ibni Mace)

Her kim yalanı, dedikoduyu, iki yüzlülüğü ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa, Allah’ın onun yemesini ve içmesini terketmesine ihtiyacı yoktur.” (Ebu Davud)

Sizden biriniz oruçlu olduğu zaman çirkin ve kırıcı söz söylemesin, cahillere yakışır tarzda hareket etmesin. Her kim kendisine sataşır, çirkin söz söyler, dövüşmek isterse ona, ben oruçluyum, ben oruçluyum, desin.” (Ebu Davud)

Kaynak : İslam Dini Ve İlmihali – İsmail Kaya

Oruçlu Olan Dilini Korumalıdır.

Oruç Nelerle Açılır?

Oruç, Ateşe Karşı Koruyucu Kalkandır

Oruç Takvadır

Oruçlunun Aklına Takılan Kritik Sorular

2 Yorum

  1. Hilmi Kayacık 5 Haziran 2018 Alıntıla
    • Betül ÖzYönetici 5 Haziran 2018 Alıntıla

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir