Yaşanmış Hayat Hikayeleri – Hizmet



Yaşlıya Hürmet

Ağır bir hastalığa yakalanmış, hastahaneye kaldırmışlardı. Oğulları da vardı, kızları da. Ama o, ille de küçük gelininin kendisiyle ilgilenmesini istiyordu. Gelin tercihten memnun, büyük hevesle koştu validesinin hizmetine…

Yirmi gün sonra taburcu edildiğinde, karı koca anayı alıp getirdiler evlerine… Onu görenler, seksenlerin son basamaklarına doğru tırmanmaya başlayan yaşlı kadının, hastalıktan dolayı çok halsiz düştüğünü söylüyorlardı. Hatta;

“- Ölümün soğukluğu vurulmuş yüzüne.” dediler. “Bir haftalık ömrü ya var, ya yok!”

İhtiyar kadını sevdiğim için çok üzülmüştüm. İlk fırsatta ziyaretine gittim. Ben, bir yatakta malum sonu beklenen birini göreceğini sanıyordum. Hayret! Evin en şık ve ferah salonunda, geniş beyaz kanepelerden birinde ayağını uzatmış, oturuyordu kayınvalide. Gerçekten de yüzü oldukça solgun ve zayıftı. Dizinde ince bir battaniye. Yanı başındaki ceviz sehpanın üzerinde de beş altı kitap ve rengarenk çiçekler. Kadın gözünde gözlüğü, o kitaplardan birini yüksek sesle okumaya çalışıyordu.

Beni görünce çocuklar gibi sevindi. Fakat adımı hatırlayamadı bir türlü. ismimi birkaç kez tekrar ettim, utangaç bir gülüşle;

” Bilmez miyim seni yavrum!” dedi. “Gelinimin tüm dostlarını sevmişim ben. Adınızı unutsam bile, unutur muyum yüzlerinizi…”

Sıkıca kavradığı ellerini gözlerinden akan yaşlara aldırmadan bir o yana, bir bu yana sallamaya başladı.

“- Allah hu… Allah bu… Bildiğim bu… Bildiğim bu…”

Gelin; “- Onun zikir şekli böyle” dedi. “Bu aileye katıldığım günden beri, annemin Allah ismini anmadığı tek bir saatine şahit olmadım. Bildiğim bu, diyerek, – Seni zikirde eksiğim varsa affet- anlamında Rabbinden özür diler hep.”

Bu kez benim gözlerim nemlendi. Halsiz görünen kadının, ellerimi kuvvetle sıkan kollarında, içimi tuhaf eden bir enerjinin varlığını hissederek, biran geri çekildim. O zikrinde, kendinden geçmiş halde, ellerini gelinine uzattı. Birlikte Allah’ın ismini haykırmaya başladılar. Her şey öylesine doğaldı ki.

Gelinin onu hayata döndürmek için bulduğu formül şuydu. Annesine hasta olduğunu hissettirmemek… Onun ferah mekanlarda, sevdiği, hoşlandığı her şeyi yapmasını sağlayarak, yaşlı kadını dünyaya yeniden bağlamak. Çünkü kadıncağız, yatakta uzun süreli kaldığında, kendini hastalığının sıkıntılarına kaptırıyor, yaşama azmini de kaybediveriyormuş.

Doğrusu bu ya… Çoktandır ilk kez, eşinin annesinin daha fazla yaşaması için, onu hem fiziki, hemde psikolojik yönden iyileştirmeye çabalayan bir geline rastlıyordum. Samimiydi. Hareketleri ölçülü ve saygılıydı. Bir anne şevkatini yansıtan bakışları, her saniye yaşlı hanımın üzerinde…

Bir ilgi, bir çırpınış ki, onda zorlama yok. Başkalarına şirin görünme merakı hiç yok. Onun anasının üzerine titreyişi, geçmişte kendisinin bizlere yaptığı bir tavsiyeyi bana hatırlattı.

“- Bir yakınınıza veya herhangi bir kula hizmet ederken, onun kalbini kazara da olsa incitmek istemiyorsanız; o hizmeti kendinize yaptığınızı düşünerek hareket edin!”

Gelin hanımın bu öğüdü ilk önce kendi nefsinde uyguladığından emindim. Kayınvalide bir ara “Hastayım.” diyecek oldu. Arkadaşım izin vermedi ona.

“- Ne hastalığın kaldı, ne acıların… Hastahane köşelerinde boşu boşuna mı emek çektik anacığım. Haydi al Kur’anını eline… Bize bir sure oku da; seni dinleyelim.”

Tekrar canlandı kadın. Büyük bir hevesle açtı kitabın sayfalarını. Mülk Suresi’ni okumaya başladı. Ve anında da bizden koptu. Bambaşka bir dünyanın kapısını açıp, aramızdan çıktı, gitti sanki… Sonra dualar, dualar… Gelin merhametli bir muziplikle;

” Gücenirim ha! Dualarında bizi de unutmadım değil mi?” diye sordu. Yaşlı kadın, halis dileklerini arka arkaya sıraladı bizim için… Arkadaşım kulağıma fısıldadı;

“- Öyle candan dua eder ki, yerinde olsam onun şu kitaplarından birine adımı yazardım. Artık çok sık unutur oldu çünkü… Ama her eline alışta, kitapta adını görürse, hemen senin içinde yakarmaya başlar Rabbine.”
Fırsatı hiç kaçırmadım. Bazı kitaplarının üzerine ismimi, hem de birkaç kez yazdım.

Anne, bembeyaz yanakları ve ela gözleriyle o yaşlı haline rağmen, gördüğüm en güzel kadınlardan biri… Sanırsınız, Rahman’a olan aşkı, yüreğinin tüm mütevaziliğini yüzüne yansıtmış. Gelin de tertemiz, safiyane gönüllü bir kadın… Her ikisini de birbirine ilahi aşk yaklaştırmış. Bana gelince… Sevgi sağırlarının çok olduğu bir zamanda yaşayan bir insan olarak, yeryüzünde böylesine mükemmel ilişkilerinde var olabileceğine bizzat şahitlik etmenin şaşkınlığındayım.

İkisi de çorak otların arasında filiz vermiş; farklı iki çiçek… Ama ikisi de yemyeşil. Ümitleniyorum.. Kuru bir toprağın bağrında, taze çiçekler açıyorsa, o mekanda su ve güneşin varlığına kesinlikle inanmalı Müslümanlar….

Bir mecliste, bu iki güzel kadını anlatıyorum herkese… Bilhassa kula hizmetin en samimisine talip olmuş gelinden bahsederken, umursamaz davranıyorlar.

“- Adam sende! Sonuçta eşinin annesi… Canı istese de, istemese de bakmak zorunda kadın. Onun gelini de, bir gün ona hizmet edecek nasıl olsa… Yoksa kim ister ki; evinde kaynanayı?”

Sadece birine değil, iki melek insana da hayranlık beslensin istiyorum.. Yıllar boyu karşılıklı sevgi ve saygılarını hiç eksiltmemiş bir kayınvalide ile geline…  Ama iyilikleri taktirden aciziz. Marifetleri aklımıza gaye yapmış dururken, ardında hep bir menfaat, bir çıkar beklediğimiz.

Yaşlanmaktan da korkuyoruz, yalnız kalmaktan da… Bu korkularımız hangi iklimlerde dolaşırsa dolaşsın, bulduğumuz çare yollarında yanılıyoruz. Nerede vefa, minnet gibi duygularımız? Hangi alemlere küsüp, gittiler…

Bence;

O kayınvalide ve gelin… İkisi de çorak otların arasında filiz vermiş, nadide ve farklı iki çiçek… İkisi de yemyeşil… “Çiçekleri küçümseyen, Allah’ı küçümser!” diyen, ne güzel söylemiş.

Ne insanlar başıboş, ne bu alem sahipsiz! Cenab- ı Mevla’nın rızası olmadan yapılan hizmetler, ruh alemlerimizde duygulu yankılar uyandırabilir mi hiç ? Ve yapılan o fazilet yüklü hizmetleri, şükranla takdir etmeyen acizlerin, Allah’a şükürlerini layıkıyla yapabileceklerine kim inanır ki?..

O kayınvalide ve gelin… İkisi de çorak otların arasında filiz vermiş, farklı iki çiçek… Ama ikisi de yemyeşil.

Bir Hürmet Dersi

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir