Allah Sevgisi Ve Allah Korkusu

Allah Sevgisi

Allah’a karşı sevgi esastır. Allah’tan korku, O’nun sevgisini kaybetmek ve azabına layık olmak korkusudur. O’nun yasaklarını işlemek korkusudur. Diğer bütün korkular insanı korkulandan uzaklaştırdığı halde Allah korkusu insanı O’na daha çok yaklaştırır.

 

Allah’ı , sevmek ise lafla olmaz. İbrahim Hakkı Erzurumi Hazretleri Marifetnamesinde Allah’ı sevmenin alametlerini şöyle sıralar :

1 – Daima Mevlayı düşünün ve O’nu arar. Kazasına razı olur. Sevgisi Mevlanın maddi ihsanı ile artmaz, cefası ile de eksilmez.

2-  O’nun Kur’an’ına hürmet eder. Peygamberlerine ve velilerine riayet eder. Yaratılmışlara şefkatli davranır ve yumuşak söyler.

3- İbadet kendisine kolay gelir, ağır gelmez. Mevlanın sevdiklerine sevgi, sevmediklerine nefret besler. Bir şiirde Arab şairi şöyle der :

“Eğer MevIaya olan sevginde sadık isen O’na itaat edersin.”

“Zira herkes sevdiğine muhakkak itaat eder.”

Böyle bir kimse Mevladan gayriyi severse yine O’nun için sever. Dünya ve menfaat için sevmez.

4- Ölmekten korkmaz. Mevlasına kavuşacağı için hazırlıklı olarak onu gözler.

Allah’ı ziyade sevmek imanın kemalindendir. Kur’an’ı Kerim’de :

Kafirler putlarını Allahü Teala’yı sever gibi seviyorlar. Halbuki mü’minler Allah’ı çok ziyade bir sevgiyle severler.(Bakara Suresi-115) buyrulmaktadır. Bundan anlaşılıyor ki, Allah’a sevgisi az olanın imanı da o derece zayıftır.

Allah’a sevginin bir alâmeti de Rasulullaha sevgi beslemektir. Bunun için de Kur’an’ı Kerim’de :

Onlara de ki : Eğer Allahü Teâlâ’yı seviyorsanız, bana uyunuz ki Allah’ta sizi sevsin.(Ali İmran Suresi -31) buyrulmuştur.

Rasulüne tabi olan, farzlardan sonra onun sünnetlerini severek yerine getiren Rabbin sevgi ve rızasına nail olur.

Kulun Allah’a sevgisi, O’na itaat etmek ve rızasını kazanmak azminde bulunmak suretiyle belirir.

Allah’ın da kulu sevmesi, onu hayırlı işlere muvaffak ederek, günahlardan koruyarak ikram etmesi şeklinde tecelli eder.

Kul Allah’a olan sevgisiyle daima O’nu zikreder. Her şeyde O’nun varlığına delâlet eden bir nişan görür. Her nefesinde “HU” lafzını çıkardığını bilir. İbrahim Hakkı Erzurumi Hazretleri Marifetnamesinde şöyle der :

“Cesetle ruha gıda olan, Allahü Teâlâ’yı zikretmektir. Hem kalb ile, hem de dilinle O’nu zikrederek zevkine er. Dünyanın devamına sebep Cenabı Hakkı zikretmektir. Böyle olmasaydı, ansızın üfürülecek Kıyamet Suru ile dünya alt üst olurdu.”

Netice itibariyle Mü’min ne Allah’ın rahmetinden ümidini kesecek, ne de tamamen güvenecek. Allah sevgisi ve Allah korkusu bunu gerektirir. Bu hakikate ermiş iman sahibinin bulunduğu bu makama “Beyn’el-havfi ver-Recâ” denir ki korkuyla ümit arası demektir. Kur’an’ı Kerim’de :

Umarak, korkarak bize dua ederler.(Enbiya Suresi – 90)

Rabbinize korkarak ve umarak dua edin.(A’raf Suresi – 55) buyrulmaktadır.

Kaynak : İslam Dini Ve İlmihali – İsmail Kaya

Allah’a Yüksek Sevgi İle Yasakladıklarından Sakınmak

2 Yorum

  1. Kadir 5 Ocak 2018 Alıntıla
    • Betül ÖzYönetici 5 Ocak 2018 Alıntıla

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir