Kahvenin Yan Etkileri Nelerdir



Kahvenin Yan Etkileri Nelerdir

Yorgun bir günün ardından veya soğuk bir kış gününde sıcacık bir kahveye kim hayır derki… Evet kahve seven biri olarak kahveye ben de hayır demem. Kahvenin sağlık için yararları var. Ama kahvenin yan etkileri de var.

Kahve çoğumuz için ilaç gibidir. Dünyanın her yerinde çalışan insanlar güne başlamak için işe gitmeden önce bir fincan kahve tüketiyorlar.
Bununla birlikte, özellikle bazı zamanlarda kahve içmenin  potansiyel olumsuz etkileri olabilir ve kahve içerken ne olursa olsun bir gün bile yaşamak zorlaşacaktır.

Zaman zaman kahve içerek  yararlı etkilerinden yararlanabilirsiniz. Kahve taze, kaliteli ve doğal ise, dikkati artırabilir ve uzun vadede Parkinson hastalığının, safra taşlarının ve böbrek taşlarının ortaya çıkma riskini azaltabilir ve aşırı alkol alanlarda siroz geliştirme riskini azaltabilir.

Kaliteli öğütülmüş kahve, kilo kaybına yardımcı olan klorojenik asit gibi bir antioksidan kaynağı ve yeşil kahve özüdür. Özellikle, bu antioksidan içeriği yüksek gıda katkı maddeleri oldukça popüler olmuş ve yağ azaltmak için kullanılmaktadır.

Aslında, bazı olası faydalara rağmen, çoğumuz için, aşırı kahve tüketimi burada ve şimdi, özellikle de sindirim ve sinir sistemlerinde sağlığım üzerinde çok olumsuz bir etkisi olabilir.

Kahve Zararlı Mı? Kahvenin Yan Etkileri

1. Kahve ve hidroklorik asit

Aç karna kahve içmek hidroklorik asit üretimini uyarır. Bu asit sadece gıdayı sindirerek üretilmelidir. Vücudunuz normalde kahvenin kullanıldığı için hidroklorik asit üretmeye başlarsa, aç iken kahve içerseniz, vücudunuz bunu sindirmek için yiyecek olmadan üretmeye başlar.

Midede hidroklorik asit bulunmaması özellikle proteinlerin sindirimini etkileyebilir. Protein bazlı gıdaları parçalamak için yeterli hidroklorik asit olmadığından, bu gıdalar kolayca ince bağırsağınıza yerleşebilir.

Sindirilmeyen protein, şişkinlik, gaz,  irritabl bağırsak sendromuna (İBS), divertikülit ve hatta kolon kanserine kadar çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir.

2. Ülserler, İrritabl bağırsak sendromu

Bu davada kahve hasarı ne olur. Kahve çekirdeklerinde bulunan çeşitli asitler, ince bağırsağın mide ve mukozasını tahriş edebilir. Bu, ülserler, gastrit, irritabl bağırsak sendromu ve Crohn hastalığı olan insanlar için bilinen bir sorundur. Genellikle bu problemleri olan hastalara kahve kullanmayı tamamen bırakmaları önerilir. Ancak bir sonraki soru ortaya çıkıyor: Aşırı kahve kullanımı yukarıda belirtilen hastalıkların gelişimine katkıda bulunuyor olabilir mi?

Ülserlerin Helicobacter pylori bakterilerinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Kahvenin ekşi etkisi midenin mukoza yüzeyinin H. Pilori bakterisine direncini zayıflatır. Kahve içmek, karın kramplarına, kolik ve dışkı sorunlarına (kabızlık ve diyare) yol açabilen ince bağırsak mukozasını tahriş edebilir. Bu durum irritabl bağırsak sendromu olarak bilinir ve son yıllarda giderek daha fazla insan bu rahatsızlıktan muzdariptir. Gastrointestinal yol hastalıklarında, kahve zararlıdır.

3. Mide ekşimesi

Asit reflüsü ve mide ekşimesi, alt özofageal sfinkteri rahatlatması nedeniyle kahve neden olabilir. Bu küçük kas, mide içeriğinin yemek borusuna geri dönmesini ve hidroklorik asit ile mukoza yüzeyine zarar vermesini önlemektedir. Bilindiği gibi kolada bulunan kafein ,diğer yüksek kafeinli enerji içecekleri de bu konuda rol oynar.

Hatta bazı insanlarda kafeinsiz kahve bile mide yanmasına neden olabilir. Araştırmacılar kahve içerdiği diğer bileşenlerin asit reflüsü oluşturabileceğini düşünüyorlar.

4. Müshil etkisi

Kahve kullanımı bağırsak peristalizmini uyarabilir. Bazıları müshil olarak kasıtlı olarak kullanıyor ancak bir sorun var. Bağırsak peristaltizmini kahve ile uyararak, midenin boşaltılmasını hızlandırmaya yardımcı oluruz.

Sindirilmiş gıdalar düzgün parçalanmadan önce mide içeriğini hızlı bir şekilde ince bağırsağa itebilir. Bu nedenle, vücudun yiyecekten emilen uygun besin maddelerini almasını zorlaştırıyor. Kafeinli olsun olmasın kahve içersiniz, fark etmez ve her iki durumda da kahverengi bir müshil etkisi vardır ve sindirimi olumsuz biçimde etkiler.

5. Mineral emilimi

Kahve, midedeki demir emilimini ve özellikle bağırsakların kalsiyum, çinko, magnezyum ve diğer önemli mineralleri tutma yetisini negatif yönde etkilemesidir.

Kahve içen insanlar mineraller açısından zengin gıdaları tüketseler veya besin takviyeleri alsalar dahi vücutta minerallerden yoksun olabilirler.

Tüm bu minerallerin sağlığın korunması için basit olması gerekse de, eksiklikleri çeşitli hastalıklara yol açabilir. Örneğin, sadece kalsiyum eksikliği 150’den fazla farklı hastalığa neden olabilir.

Kahveden vazgeçemiyorsanız;  diyetinize kalsiyum ve diğer minerallerden zengin gıdalar eklemelisiniz veya mineral bakımından zengin preparatları kullanmaya başlamanız gerekir.

6. Akrilamid

Akrilamid, kahve çekirdeği yüksek sıcaklıkta kavrulduğunda oluşan potansiyel olarak kanserojen (kansere neden olan) bir maddedir. Kahve çekirdekleri daha koyu renkte olduğunda, akrilamidin seviyesi o kadar yüksektir.

7. Kahve, stres ve gerginlik

Aşırı kahve içmek vücutta stres oluşumuna neden olan kortizol, epinefrin ve norepinefrin hormonlarının salgılanmasına neden olmaktadır. Bu kimyasallar,kalp atış hızını, kan basıncını ve gerginlik seviyesini artırır.

Yemekten önce içilen bir fincan kahve, stres hormonlarının sinir sisteminiz harekete geçirildiğinde, vücut amaçlanmamış enerjiyi harcar ve sindirime yönelik enerji yeterli değildir.

İnsanlar genellikle, enerjik olabilmek için kahve içmeye ihtiyaç duyduklarını söylerler. Fakat birçok insan için, kahve sadece enerji vermekten çok öte gidip, aynı zamanda içen kişileri gergin yaparak, daha sonra rahatlamalarını zorlaştırmaktadır.

2 Yorum

  1. Bahattin Yüce 25 Aralık 2017 Alıntıla
    • Betül ÖzYönetici 25 Aralık 2017 Alıntıla

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir