Dilin Afetleri



Dilin Afetleri

Söylediğimiz sözleri doğru yerde, doğru zamanda ve doğru bir şekilde kullanmalıyız. İnsan, diliyle kendini hem yüceltir hem de alçaltır. Dili, insanı vezir de eder, rezil de eder.

Dilin Afetleri İle İlgili Hadis-i Şerifler

5872- Ebu Sa’idi’l-Hudri radıyallahu anh, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’dan anlatıyor:

Ademoğlu sabaha erdimi, bütün azaları, dile temenna edip: “Bizim hakkımızda Allah’tan kork. Zira biz sana tabiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikâmette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız!” derler.”
Tirmizi, Zühd 61, (2409).

5873 – Süfyan İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor:
Ey Allah’ın Resûlü dedim, uyacağım bir amel tavsiye et bana!” şu cevabı verdi:
Rabbim Allah’tır de, sonra doğru ol!
Ey Allah’ın Resûlü dedim tekrar. Benim hakkımda en çok korktuğunuz şey nedir?Eliyle dilini tutup sonra: “İşte şu! buyurdu.”
Tirmizi Zühd 61, (2412).

5874 – Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse ya hayır koşuşsun ya da sussun.
Tirmizi, Kıyamet 51, (2502).
Tirmizi’nin İbnu Ömer radıyallahu anh’tan yaptığı diğer bir rivayette Resûlullah: “Kim susarsa kurtulur” buyurmuştur.

5877 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki:

Kul (bazan), Allah’ın rızasına uygun olan bir kelamı, ehemmiyet vermeksizin sarfeder de Allah onun sebebiyle cennetteki derecesini yükseltir. Yine kul (bazan) Allah’ın hoşnutsuzluğuna sebep olan bir kelimeyi ehemmiyet vermeksizin sarfeder de Allah, o sebeple onu cehennemde yetmiş yıllık aşağıya atar.
Buhâri, Rikak 23; Müslim, Zühd 49, (2988); Muvatta, 4, (2, 985); Tirmizi, Zühd 10, (2315).

5881 – İbnu Amr İbni’l-Âs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Allah Teâla hazretleri, insanlardan, sığırların dilleriyle toplamaları gibi, dilleriyle toplayan belâgat sahiplerine buğzeder.”
Tirmizi, Edeb 82, (2857).

5882 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

Kim, insanların kalbini çelmek için kelamın kullanılışını öğrenirse, Allah Kıyamet günü, ondan ne farz ne nafile hiçbir ibadetini kabul etmez!”
Ebu Dâvud, Edeb 94, (5006).

5883 – İbnu Mesûd radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Kelamda ileri gidenler helak oldular. Kelamda ileri gidenler helâk oldular!.Kelamda ileri gidenler helak oldular!”

Müslim, İlm 7 (2670); Ebu Davud, Sünnet 6, (4609).

5885 – Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

Ben, haklı bile olsa münâkaşayı terkeden kimseye cennetin kenarında bir köşkü garanti ediyorum. Şaka bile olsa yalanı terkedene de cennetin ortasında bir köşkü, ahlakı güzel olana da cennetin en üstünde bir köşkü garanti ediyorum.
Ebu Davud, Edeb 7, (4800).

5886 – İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

Sana günah olarak, husümeti devam ettirmen yeterlidir (çünkü bu, gıybete kapı açar).
Tirmizi, Birr 58, (1995).

5889 – İmam Mâlik’e Yahya İbnu Saidden ulaştığına göre “Hz. İsa yolda bir domuza rastlar. Ona: “Selametle yoldan çekil!” der. Yanında bulunanlar: “Bunu şu domuz için mi söylüyorsun?” diye sorarlar. (O ise domuz kelimesini diliyle telafuz etmekten çekindiğini ifade eder ve:)
Ben, dilimin, çirkin şeyi söylemeye alışmasından korkuyorum!” cevabını verir.”
Muvatta, Kelâm 4, (2, 985).

5890 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir adamdan kendisine menfi bir söz ulaştığı vakit:
“Falan niye böyle söylemiş?” demezdi. Fakat: “İnsanlara ne oluyor da şöyle şöyle söylüyorlar?” derdi.
Ebu Dâvud, Edeb 6, (4788).

5891 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm huyurdular ki:

“Allah’ın zikri dışında kelamı çok yapmayın. Zira, Allah’ın zikri dışında çok kelam, kalbe kasvet (katılık) verir. Şunu bilin ki, insanların Allah’a en uzak olanı kalbi katı olanlardır.”
Tirmizi, Zühd 62, (2413).

5895 – Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Allah’ın istediği ve falanın istediği” demeyin, lâkin şöyle deyin: “Allah’ın istediği, sonra da falanın istediği.”
Ebu Dâvud, Edeb 84, (4980).

5896 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki:

“Bir kimsenin “İnsanlar helak oldu!” dediğini duyarsanız, bilin ki o, kendisi, herkesten çok helak olandır.”
Müslim, Birr 139, (2623); Muvatta, Kelam 2, (2, 989); Ebu Davud; Edeb 85, (4983).

5898 – Avf İbn Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

Halka kıssa (mevize, nasihat) anlatma işini emir veya (emirin tayin edeceği) memur veya tekebbür sahibi yapar.
Ebu Dâvud, İlm 13, (3665).

Kütüb-i Sitte

Gıybet Kurbanları

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir