Ülfet



Yaşlıya Merhamet

Zulüm gören bir gelinin hikayesi “Ülfet”

Şu önünde acizlik içinde kıvranan yaşlı kadının kendisine bir zamanlar ne büyük acılar tattırdığını bir türlü unutamıyordu, Ülfet!

Gençliğinin en güzel yıllarını ona hizmet ederek geçirdiği halde, ondan gördüğü muamele hep kötülük olmuştu.

Bu kötülüklerde kocasının, annesine her an arka çıkmasının da rolü vardı tabii. Halbuki hangi mümin erkek, annesi ve karısı arasında ayırım yapabilirdi. Ananın da, zevcenin de yeri ayrı değil miydi?

Ama kocası, maalesef bunları kavrayamayacak bir yaşta ve cahil evlendirilmişti. Gözlerinin önünde eski hatıralar…

Kayınvalidesi bir hiç yüzünden bir gün onu baba evine yollattığında o, üçüncü çocuğunu bekliyordu. Yalnız başına, evinden ayrı doğum yaptığı halde, kimse aylarca arkasını aramamıştı. Bu kadar boğazla fakir ailesine yük olmamak içinde, kocasının yanına kendi dönmek zorunda kalmıştı.

Karşısında bu sefer daha acı bir sürpriz. Allah korkusundan nasip almamış kayınvalide, o yokken el çabukluğu ile oğlunu ikinci defa evlendirivermişti.

Evet, evdekilerden göreceği kötülükler yetmiyormuş gibi, daha kapıdan girer girmez, ona hakaret eden saygısız kumaya katlanmak mecburiyetinde kalmıştı.

Aylar sonra, kayınvalidesinin öbür gelinle birlikte olup, ona çok eziyet ettiği bir gündü. Ülfet, bir bahane ile çocuklarını yanına alıp komşusuna kendisini zor atmıştı. Eve geldiğinde kocasının annesini banyoda kilitli bulunca, ne yapacağına şaşırmıştı. Yeni gelin, elinde kocaman bir maşa ile mücevherlerinin yerini söyletmek için onu dövmüş, kendisininkiler de dahil olmak üzere bütün ziynetlerle birlikte kayıplara karışmıştı. Bu arada ihtiyar olduğu için fazla direnemeyen kadını, banyoya kilitlemeyi de ihmal etmemişti.

İşte şimdi, Ülfet, her yeri kan revan içinde olan kadının önünde diz çökmüş, gözünün önünden yıllardır çektiği bu sıkıntıları uzaklaştırmaya çalışıyordu.

Tam ona elini sürmeden, kocasına haber vermeye gidecekken, zavallı kadının yüzünün ani felçten kas katı kesildiğini gördü. Değil ağlamak, artık konuşamıyordu bile.
Ülfet, dikkatle bakınca onun fersiz gözlerinde derin bir pişmanlığa şahit oldu. Bu kalbindeki bütün iyi duyguları harekete geçirmeye yetmişti. Üstelik düşmanı da olsa, onu bu halde bırakabilir miydi?

Hem kocasının annesini kucaklayarak içeri götürmeye uğraşıyor, hem de;

“- Yarattıklarına hizmetim, yalnız senin için Yarab! Yalnız senin için” diye hıçkırıyordu.
Birden neden olduğunu bilmeden gönlünü garip bir huzur sardı. Bütün kini de yok olmuştu.

Yaralıyı bir divana yatırarak, sonradan hiç bıkmadan yapacağı hizmetlerden ilkini yerine getirmek için ecza dolabına koştu. Onun yaralarını kendi elleri ile temizleyecekti. Biliyordu ki “Affetmek“, Rabbe ulaşan yolların içinde belki de en faziletlisiydi…

Diğer Hikayelerim…

Kuşa Haksızlık
Ölüm Rabbe Kavuşmaksa
Bir Hidayet Yolu
Geciken Nedamet
Allah İsterse

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir