Bir Hürmet Dersi



Yaşlı Teyzeden Hürmet Dersi

Yaşlı bir teyzeden öğrenilen hürmet dersi…

Kıvrıla kıvrıla hızla akan dere boyunca yürüyorum. Akşam yağan yağmur, mis gibi kokan kır çiçeklerine, yemyeşil çayırlara yeni bir tazelik katmış.

Yağmura “Rahmet” denir ya. Tertemiz olmuş havayı ciğerlerime çekince ona böyle denmesinin nedenini anlıyor, mutluluk duyuyorum.

Zaten en büyük saadeti, anlayabileceğimizi anladığımız; akıl erdiremeyeceğimizi de sorgusuz kabul ettiğimizde tatmaz mıyız?

Aşağıdaki bayırda, her şey ne güzel ! Ama sonuçta, en muhteşem anında bile cennetin gölgesi olmaktan öteye gidemeyen bir dünya bu işte… Hangi köşeye baksam şule değişmiyor.

“Canımızı Rahman ve Rahim olana, bir köle gibi sunmak hissi.” Ve zihnimde bir kızkardeşimin dizeleri.

“Allah var, işte var, var !

“Var”ı ispata ne gerek var!

” Önümdeki manzaraya değil, onu yaradana doyamıyorum. Aşığın sefası böyle midir ki…

* * *

Dikkat ettim. Biraz ileride beli bükkün bir ihtiyar kadın, ufak ufak adımlarla yere doğru eğilerek elindeki torbaya birşeyler koyup duruyor. Yanına yaklaştığımda, bunların kirli kağıt ve gazete küllükleri olduğunu gördüm. Selamlaştıktan sonra;

“-Bahçeni temizleyecek bir genç yok mu evinde ? Sen böyle iki büklüm.” dedim.

Buruşuk yüzünü eliyle güneşe siper ederek, titrek sesiyle;

“-Sevap kolay kazanılır mı a çocuğum” dedi. “Kur’an-ı Kerim’in hatırı için her kağıt parçasına hürmet gösterilmeli. Onları çöplüklerde, ayak altlarında görsem vicdanım sızlar. Hem ya, içlerinde Allah lafzı geçiyorsa? Yazıktır, günahtır”

Bu kadirşinaslık gözümü yaşarttı. Kocamış vücuduna rağmen bu yaşlı kadın, Kur’an-ı Kerimin aşkına bütün kağıt parçalarına kıymet vererek ne büyük bir iman gücü sergiliyordu?

O, iki büklüm çamurlu yolları adımlarken, aslında saadetin nurlu ufuklarında bir hayal misali dolaştığının farkındaydı. Bunu, tekrar işine döndüğünde yüzündeki huzur dolu ifadede keşfettim. Derin ve mesut bir sessizlik içinde kaybolmuş gibiydi. Demek ki mü’minin, kulların en ufak ziyanında “Yazıktır, günahtır” diye ikaz eden sesi kadar, sükutu da çok güzeldi.

* * *

Yoluma devam ederken dilimin ucuna, bir başka şairin dizeleri yerleşmişti şimdi.

“Sen aşkı, aşıklardan sor.
Kuru gönüller ne bilsin!
Hürmeti mü’minlerden öğren,
İmansız kalpler ne bilsin!”

Diğer hikayelerimiz…

Geciken Nedamet
Duanın Kudreti
Bir Hidayet Yolu
Ben Daha Kudretliyim



Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir