Yapamayacağınız Şeyi Söylemeyin



İslamda söz verme - inanankalpler.net

Bismillâhirrahmânirrahîm

2- Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz?
3- Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında bir gazab (konusu olması) bakımından (büyüdükçe) büyüdü (büyük bir suç teşkil etti).

Tefhimul Kuran / Saff Suresi – 2/3

Saff Suresi – 2. ve 3. Ayetin Tefsiri

Bu ayet biri umumi, diğeri hususi iki anlamı birden tazammun eder. Şayet bu ayeti, bir sonraki ayetle birlikte okursak, umumî anlamı şöyle olur: Gerçek Müslümanın söylediği sözle, yaptığı işin tutarlı olması gerekir.

Ne söylüyorsa, onu bizzat yaparak göstermelidir. Şayet yapmaya niyeti veya gücü yoksa, o zaman susmalıdır. Çünkü bir kimsenin yapmadığı bir şeyi söylemesi Allah katında en kötü amellerdendir. Ve o kimse Allah’ın azabını haketmiştir.

Ayrıca müminlik iddiasında bulunan bir kimseye bu şekilde davranmak yakışmaz.

Hz. Peygamber (s.a) böyle bir özelliğin müminliğin değil, münafıklığın alametlerinden olduğunu şöyle izah etmiştir:

“Münafıklığın alametleri üçtür: O namaz kılar, oruç tutar ve mümin olduğu iddiasında bulunur. Fakat söz söylerse yalan söyler, ahidde bulunursa ahdini yerine getirmez ve kendisine emanet edilene hıyanet eder.” (Buhari, Müslim).

Başka bir hadisinde Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurur:

“Bir kimse de şu dört haslet bulunursa, o kimse hakiki münafıktır. Eğer bu hasletlerden bir tanesi onda bulunuyorsa, onu terkedene kadar, onun kalbinde nifaktan bir şube vardır. Bu dört haslet şunlardır: Kendisine emanet verilirse hıyanet eder, konuşursa yalan söyler, söz verirse sözünü tutmaz, münakaşa ederse ahlâk ve edebi aşar.” (Buhari, Müslim)

İslâm hukukçuları, Allah’a veya bir başkasına söz veren kimsenin, sözünü yerine getirmesi gerektiğinde söz birliği içindedirler. Ancak kişi günah birşey hakkında söz vermiş ise sözünü yerine getirmez, ama vebalinden kurtulabilmek için, tıpkı Maide: 89’da beyan edildiği şekilde yemin kefareti vermek zorundadır. (Ahkamu’l-Kur’an, El-Cassas-İbnul-Arabi)

Buraya kadar anlatılanlar ayetin umumî anlamıdır. Ayetin nüzul sebebi ile ilgili özel anlamına gelince; bu ayet, daha sonraki ayetlerle birlikte mütalaa edildiğinde, burada asıl maksadın, İslâm için fedakârlık yapma konusunda iddiada bulunup, sonra da yüz çeviren kimselerin zemmedilmesi olduğu açıkça anlaşılır. Nitekim imanı zayıf olan kimseler Kuran’ın pek çok yerinde şöyle tenkit edilmişlerdir:

“Kendilerine: “Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin” denilenleri görmedin mi? Kendilerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir grup, insanlardan, Allah’tan korkar gibi hatta daha fazla korkmaya başladılar. Rabbimiz niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen olmaz mıydı?” dediler. De ki: “Dünya geçimi azdır, korunan için ahiret daha iyidir. Size kıl kadar haksızlık edilemez.” (Nisa: 77)

“İnananlar (Cihad hakkında) bir sure indirilmeli değil miydi?” derler. Fakat hükmü açık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık olanların, sana ölümden bayılıp düşen kimsenin bakışı gibi baktıklarını görürsün. (…) (Muhammed: 20)

Nitekim Uhud Savaşı’nda bu zaaflar açıkça ortaya çıkmıştır. Ali-İmran Suresi’nin 13. ve 17. paragraflarında (ayn durakları) bu konuya sık sık değinilmiştir.

Müfessirler bu ayetin nüzul sebeplerini bildirirken Allah Teâlâ’nın tenkid ettiği bu zaafların çeşitli biçimlerini ortaya koymuşlardır. İbn Abbas, “Cihad farz olmadan önce, bazı Müslümanlar “Keşke Allah’ın en sevdiği ameli bilseydik. Onu hemen yapardık” diyorlardı. Fakat onlar Allah’ın en sevdiği amelin cihad olduğunu öğrenince, bunu yerine getirmek kendilerine çok zor gelmiştir.” demektedir. Mukatil bin Hayyan ise, “Bu kimselerin Uhud’daki imtihanla karşı karşıya kaldıklarında Rasûlulah’ı (s.a) bırakıp kaçtıklarını” söylemektedir. İbn Zeyd, “Bir çok kimse, Rasûlullah’a “Düşmanlarınla karşılaştığında biz de senin yanında olacağız” demişler ama vakit geldiğinde sözlerini yerine getirmemişler ve yalanları ortaya çıkmıştır.” derken, Dahhak ve Katade, “Bazı kimseler savaşa katılmalarına rağmen savaşmazlar ama savaştan sonra da, “Biz şunu şunu yaptık” diye övünürlerdi. İşte Allah bu ayette, onları zemmetmektedir” demektedirler.

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir