Biri Kafir Biri Mü’min İki Peygamber Oğlu



Biri Kafir Biri Mü’min İki Peygamber Oğlu

Bismillâhirrahmânirrahîm

42- Gemi dağlar gibi dalgalar içinden onları götürürken bir kenarda ayrı kalmış oğluna Nûh, ” Bizimle beraber gel küfredenlerle birlik olma” diye seslendi.
43- O; dağa sığınırım, beni sudan kurtarır” deyince. Nûh: “Bugün Allah’ın rahmetine erişenden başkası için Allah’ın buyruğundan kurtuluş yoktur. ” dedi. Ve aralarına dalga girdi, oğlu da boğulanlara karıştı”
[Hûd Suresi-42/43]

İki dehşetli manzara var burada.
Birisi donuk tabiatın saçtığı dehşet…
Birisi de insan ruhunun içine düştüğü dehşet…
İkisi birleşiyor.

“Gemi dağlar gibi dalgalar içinden onları götürürken…”
Bu korkunç ve dehşetli dakikada Nûh (as)görünüyor. Bakıyor ki, oğullarından birisi kendilerinden ayrı kalmış. Binmiyor birlikte gemiye. İşte o anda içindeki babalık duygusu harekete geçiyor. Azgın çocuğunu gemiye çağırıyor:

“Bir kenarda ayrı kalmış oğluna Nûh, : ” Bizimle beraber gel küfredenlerle birlik olma” diye seslendi.”…
Ama âsi çocuk bağrı yanık babanın feryadına kulak asmıyor. Delikanlılığın verdiği gurur ona karşılaştığı felâketin dehşetini hissettirmiyor.

“O; dağa sığınırım, beni sudan kurtarır “dedi…
Ama yüreği yanık baba karşılaştığı dehşetin mahiyetini biliyor, ne kadar korkunç bir şeyle yüz yüze geldiğini anlıyor ve ikinci kere bir daha sesleniyor oğluna:

“Nûh: “Bugün Allah’ın rahmetine erişenden başkası için Allah’ın buyruğundan kurtuluş yoktur. ” dedi…”
Ne dağlar ne sığınaklar korur insanı Allah’ın rahmet ettiklerinin dışında…
Ve bir anda değişiveriyor sahnenin manzarası. Bir de bakıyorsunuz ki, korkunç dalgalar önlerine gelen her şeyi yutup götürüyorlar:

“Ve aralarına dalga girdi, oğlu da boğulanlara karıştı”

Biri Kafir Biri Mü’min İki Peygamber Oğlu

99- İbrahim: “Ben, dedi, doğrusu Rabbime gideceğim. O, bana yol gösterir.”
100- “Rabbim; bana salihlerden olacak bir çocuk ver.” diye dûa etti.
101- Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik.
102- Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca : “Ey oğulcuğum; doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?” dedi. “ Ey babacığım; Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, beni sabredenlerden bulacaksın” dedi.
103/105- Böylece ikisi de Allah’a teslimiyet gösterip babası, oğlunu alnı üzerine yere yatırınca biz: “ Ey İbrahim! Rü’yana sadakat gösterdin. Şüphesiz ki biz iyi hareket edenleri böyle mükâfatlandırırız” diye nidâ ettik.
106- Doğrusu bu, apaçık ve kat’î bir imtihandı.
107- Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
108/109- Sonra gelenler içinde “İbrahim’e selâm olsun” diye ona iyi bir nam bıraktık.
[Saffat Suresi-99/ 109]

Ey Allah’ım! Bu ne kuvvetli iman, bu ne itaat, bu ne teslimiyet….

[Fîzılâl-il Kur’an]

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir