Görmek Ya da Görememek!



Görmek Ya da Görememek!

Görmek ya da Görememek, Bütün Mesele Bu!

Doğru bakış açısını yakalayamayan yöneticilerimizin düşeceği en büyük tehlike bu olsa gerek!

Doğru zamanda, doğru bakış açısıyla, doğru hareketi gerçekleştirme becerisini gösteren bir yöneticinin işin içinden çıkması mümkün görünürken aksi halde isabet etmek ihtimallere kalmaktadır ki, bu da keyif ve başarı yaşatmayacaktır.

Bakmak görmek için tamamen yeterli bir işlem sayılmamaktadır. Aynı zamanda algılamak ve detaylarını irdelemek de gereklidir ki, bunu ancak derinliğine düşünme ileri görüşlülüğü çözebilecektir.

Bir olayın ayrıntılarını göremiyorsanız, inceliklerini fark edemiyorsanız, işin uzandığı noktaların farkına varamıyorsanız bu işin üzerinde de yeterince ve detaylı olarak durmanız gerektiği gerçeğini ihmal etmekle vitrin ve mutfak açısından çok sevimsiz bir tablo çizmeniz gerektiğini düşünüyoruz.

Bir olayın sadece bir yönü olmayacaktır. Belki önü-arkası, belki sağı-solu, belki aşağısı-yukarısı da olabilecektir. Her yönü farklı bir özelliği işaret etmekle beraber tek yöne bakmanın doğru olmadığını söylemek de mümkün olmamaktadır. Ancak kör noktalardan dolayı görme eylemi de sağlıklı gerçekleşememektedir.

Projektör gibi etraflıca durumları en ince ayrıntılarına kadar fotoğraflamanın yanında sağlıklı bir şekilde de yorumlamadan hikâye oluşturmanın da mantığı görünmemektedir.

Görememek bir hatadır. Gördüğünü sanmak da büyük bir aldanıştır. Gördüğünü yanlış yorumlamak ise çok büyük bir zararın habercisi olabilir.

Ufku, bakış açısı, yöntemi, usulü, gelişen ve değişen anlayışı ile insanlar kendilerinden olanları değiştirmedikçe ‘başarılı bir yönetim’ sergileme yeteneğine sahip olamayacaklardır.

İş gevşeten ve işletmeye maliyet getiren birçok davranışlarla katkıda bulunan çalışanlarımızı görememek yönetimin tam bir basiretsizlik örneği olmaktadır. Tabii burada şu soruyu sormak gereklidir: “Birçok işletmede çalışanların çalışma sırasında işleri gevşetmelerinin temelinde ne yatmaktadır?”

Elbette hedefsiz kılınmış personel, kariyer imkânları oluşturulmamış iş kolu, adil davranılmamış çalışanlar ne yapacaktır ki? İnsanlar, bu yönleriyle dünyanın her yerinde aynıdır. Her insanda iyi özellikler de bulunmaktadır, kötü özelliklerde. Siz onların iyi özelliklerini konuşturacak bir yönetim anlayışı sergilediniz de çıkarılamıyorsa o zaman zaten ‘yanlış bir personel alımıyla karşı karşıya kalmışsınız’ demektir. Bu da ayrı bir konudur.

Yöneticilerimize düşen en önemli görev çalışanlarının iyi özelliklerini ortaya çıkaran, enerji ve heyecanı her yönüyle kuşanan bir anlayışın tesisi ve üretken çalışanlarla ‘kazandır-kazan’ ilkesinin pekâlâ işletmeye kazandırdığı faydayı birlikte paylaşarak başarının keyfini yaşatmak olacaktır.

Abdüllatif Erdoğan hocamızın, Etkili Yönetimde Yol Haritası- İŞ HAYATI’NDA BAŞARI- isimli kitabından alıntıdır. Yayın izni için teşekkür ederim.

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir