Doğruculuğun Ve Yalancılığın Mekanı



Doğruculuğun Ve Yalancılığın Mekanı - www.inanankalpler.net

Yalan konuşmayı, yalan dolanla iş çevirmeyi beceri ve başarı sayanlar, bu hadîs-i şerîf’in taşıdığı tehdit unsurunu iyice düşünmelidirler. Doğruluktan ayrılmamak gerektiğini unutulmamalıdır.

Yalan konuşmak haramdır.  Yalan, insanı her türlü kötülüğe sevkeder.

İman ile yalan birbirine tamamen zıddır. Müslüman  mümkün mertebe yalandan uzak kalmalı, doğru sözlülüğü ve dürüst davranışı seçmelidir.

Doğru Söyleyenin Ve Yalan Söyleyenin Mekanı…

Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

Doğruluktan ayrılmayınız! Doğruluk iyiliğe ve iyilikte cennete götürür. İnsan doğru konuşa konuşa ve doğruyu taharri ede ede, neticede Allah katında sıddîk (pek doğru) kişi olarak yazılır.
Yalandan sakınınız! Yalan isyan ve isyan da cehennem ateşine götürür. Kul yalan konuşa konuşa yalanı taharri ede ede neticede Allah katında kezzâb ( pek yalancı olarak yazılır.)

Tirmizi -3/390

Abdullah İbni Mes’ûd radıyallâhu anh”den rivâyet edildiğine göre Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem  şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki sözde ve işte doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir.
Yalancılık yoldan çıkmaya (fucûr) sürükler. Fucûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında  çok yalancı (kezzâb) diye yazılır”.

Buhâri, Edeb 69; Müslim, Birr 103-105. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 80; Tirmizi, Birr 46; İbni Mâce, Mukaddime 7; Dua 5

Hadis Açıklaması:

Hadiste, yalan konuşa konuşa insanın yalancılığı âdetâ meslek edineceği, yalana iyice alışacağı, yalana alışan insanın da fücûr denilen her türlü kötülüğe hazır hale geleceği bildirilmektedir. Fücûrun ise insanı cehenneme götüreceği anlatılmaktadır. Bu tesbit, yalan konusunda son derece dikkatli olunması için çok ciddi ve açık bir uyarıdır. Yalanın küçüğü büyüğü olmaz demektir. Ayrıca yalancılığın ve sahteciliğin İslâm’da yeri olmadığını ortaya koymaktadır.

Yalancılığı âdet edinen kişinin Allah katında “kezzâb” diye tescil edilmesi,  yalanın insanı ne kadar ağır ve kötü bir duruma düşürdüğünü göstermektedir.  Âhirete ait sonuç ise, cehennem olmaktadır.

Bilindiği gibi yalan, dile ait bir âfettir. Dil ise, kalbin sözcüsü olarak insanın tüm organlarını ve  davranışlarını  etkilemektedir. Diline -en azından- bilinçli olarak yalan söylememek konusunda hâkim olabilen kişi, büyük ölçüde kendisini hadiste haber verilen kötü âkıbetten korumuş demektir.

Açıklamakta olduğumuz yasaklar bölümüne ait hemen her konudaki yasağın ısrarla uhrevî yönüne dikkat çekildiği görülmektedir. Çünkü müslüman için gerçek ve sonsuz olan hayat âhiret hayatıdır. Orada müslümanı sıkıntıya sokacak olan herşeyden burada uzak kalmak ve böylece hem dünyada mutlu ve hem de âhirette mutlu olmaya bakmak en akıllıca iştir. Çünkü müslüman, âhiretini ihmal etmeden dünyayı yaşayan insandır ve bu, onun diğer insanlardan en temel farkını oluşturmaktadır. Sorumluluk bilinci de ancak âhiret inancı  ve hesap kaygısı olan kişilerde görülebilir.

O halde hem dünyada mahcûbiyetlere sebep olması hem de âhirette cehenneme götürmesi düşünülerek yalana ve yalancılığa asla iltifat etmemek, müsâmaha göstermemek, ondan mümkün olduğunca uzak kalmak ve doğru konuşup dürüst olmaya bakmak lâzım gelmektedir.

Riyazu’s-Salihin

 

Kalpteki Siyah Nokta Neden Belirir? Nokta Büyüyünce Ne Olur?

Günahların En Büyüğünü Haber Vereyim Mi?

Kuran’ın Diliyle Müslümanların Görevi

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir