Bipolar Bozukluk Nedir? Bipolar Çevreye Zararlı Mı?



Bipolar Bozukluk Nedir? Bipolar Çevreye Zararlı Mı?

Oyuncu Orhan Şimşek’in de babasını öldürmesi ve oyuncunun Bipolar bozukluk sebebi ile bu tür davranışlarda bulunduğunu açıklayan annesinin ifadesi tüm Bipolar bozukluk hastalarını zor durumu soktu.

Ünlüler arasında geçmişte Nurseli İdiz‘in bipolar hastası olduğu ve Nurseli İdiz’in manik depresif bir halde içki içerken fotoğrafları ile gündeme gelmişti. Ancak oyuncu Orhan Şimşek’in çevresine verdiği zarar ile Bipolar bozukluk hastalarına farklı bakılmaya başlandı ve Bipolar bozukluk hastaları zor duruma düştü.

Şu günlerde cinayetle sonuçlanan Bipolar bozukluğunda çevre, ailenin durumu, hastanın durumu, bipolar çevreye zarar verir mi, bipolar hastalığının belirtileri ve depresyon evresini Çapa Tıp Fakültesi’nden psikiyatrist Doç. Dr. Sibel Çakır, anlattı:

10 Bipolar Hastasından yanınızda olabilir!

  • İki uçlu duygudurum bozukluğu olarak tanımlanan bipolar bozukluk hastalığı halk arasında manik depresif bozukluk adıyla da biliniyor. Hastalık çoğunlukla kalıtımsal ve toplumda yüzde 1 oranında görülüyor. Her ne kadar yüzde 1 denilince küçük bir oran gibi gözükse de sadece Türkiye’de yaklaşık 750 bin kadar bipolar hastası var. Yani bin kişinin çalıştığı bir plazada çalışıyorsanız, oradaki muhtemel 10 bipolar hastasından biri masa arkadaşınız olabilir.

Bipolar Bozukluk Hastaları Damgalanma sorunu yaşıyor:

  • Hastaların en büyük sorunu stigma yani damgalanma. Aile, komşular, arkadaş çevresi böyle bir durum olduğunu öğrenirse dışlarlar, dalga geçerler, küçük düşürürler gibi endişeleri o kadar fazla ki hastaneye yatışlarında bile etrafa “Köye gitti, yurt dışına gitti” gibi şeyler söylüyorlar. Hala toplumumuzda damgalanma çok fazla. Ama aslında bipolar bozukluk ara dönemlerde normale dönen ve uzun süre hastalanmadan devam eden bir hastalık. Yıllarca insanlar hiç hastalanmadan hayatını sürdürenler var.

Bipolar hastaları zarar vermez

  • Bipolar Bozuklukta başkasına zarar verme sık görülen bir durum değildir. Başkasına zarar verme daha çok sosyopati (antisosyal kişilik bozukluğunda), daha nadiren psikotik bozukluklarda ya da kişide halüsinasyonlara neden olan madde kullanımında görülebilir. Cezaevlerinde yapılan araştırmalara göre psikopat denilen antisosyal kişilik bozukluğu olan insanların zarar verme ihtimali olduğunu biliniyor. Bipolar bozukluk tanısının bir cinayetle bir arada anılması çok üzücü. Bu kişinin tanısını kesin bilmeden bu tür beyanatların yüzbinlerce masum hastanın damgalanmasına neden olacaktır. Bazen antisosyal kişilik bozukluğu olan insanlar da zaman zaman ceza indiriminden yararlanabilmek amacıyla başka hastalıklara sahip olduklarını belirtebiliyor..

Robin Williams, Bipolar rahatsızlığının depresyon evresinde intihar etti

  • Hastalığını gizleyen birçok hasta toplumdan dışlanma korkusu yaşamasına rağmen aslında bu rahatsızlığı yaşayanların bütün zorluğu kendilerine ve yakınlarına. Ancak fiziksel olarak zarar verme eğilimleri olmuyor. Birçok yönetici, bilim adamı, sanatçı bu hastalığı yaşıyor. Ancak hastalıklarını açıklamadıkları için bilinmiyor.
  • Batıda aslında birçok sanatçı çıkıp “Ben bipolarım” diyebiliyor ve bu diğer bir sürü hastaya da cesaret verebiliyor. Örneğin Robin Williams, hastalığının depresyon evresindeyken intihar etti. Jim Carrey, Mel Gibson, Catherine Zeta Jones, Kurt Cobain, Sinead O’Connerda bipolar hastası olduğunu açıklayan ünlüler. Hatta Kurt Cobain de hastalığının depresyon evresindeyken intihar ederek hayatına son verdi. Ünlüler, ssanatçılar dünyasında aslında çok fazla bipolar hastası vardır. Bunun nedeni de hastaların bizim yaşayamadığımız duyguların en dip tonunu yaşamaları..


Hastalık Genetik Mi? İlk Nasıl Ortaya Çıkıyor Belirtisi Nedir?

  • Hastalığın genetik olduğunu da biliyoruz ama stres bu hastalığın çıkışını ve tekrardan atakların gelmesini tetikliyor. Genetik bir yatkınlık olmadan sadece yaşam tarzıyla hastalığın çıkması zor. Genetik geçişli bir hastalık ama bu geni taşıyan ailenin tüm bireylerinde çıkmayabiliyor. Sessiz seyredebiliyor. Ancak stres, yaşam tarzı zaten bu hastalığa sahip olanlarda ortaya çıkışını kolaylaştırıyor. Ya da bir kez çıktıktan sonra atakların gelmesini artırabilir.
  • Genellikle ilk depresyonla ortaya çıktığında hastalığa doğru tanı koyulamıyor ve hastalara depresyon tedavisi uygulanıyor. Bu aslında ateşe benzin dökmek kadar tehlikeli. Hastalığın ilk tetikleyicisi ise genellikle aileden ayrılmak ya da hayatında büyük bir değişimin yaşandığı dönemler oluyor. Mesela üniversite için şehir dışına gitmek, evlenmek, askerlik, aileden ayrı yaşamak gibi nedenlerle depresyona girebiliyor hastalar ve aileler bunu “Değişikliğe alışamadı, okul stres yarattı” gibi yorumluyor ve bu yüzden çok tanınmıyor. Depresyon evresinde çökkünlük, özgüven eksikliği, içe kapanma, enerji azlığı, konsantrasyon düşüklüğü, kilo değişikliği, uyku bozukluğu, uykuya dalamama, hayattan zevk alamamak, geleceğe karşı ümitsizlik gibi etkilerle ortaya çıkıyor. Ama bu bir majör depresyon tablosu olduğu için doğru tanı koyulamıyor. Maninin ne zaman ortaya çıkacağı belli olmuyor. Ancak bu gürültülü, patırtılı bir şekilde ortaya çıktığında teşhis koyuluyor. Mesela bipolar olan kişiler depresyon ilacı kullandığı zaman hastalığı hızla mani evresine sokabiliyor.
  • Özellikle hipomani ve mani dönemlerinde düşünce hızı artıyor, uyku azalıyor, yeni projelere giriliyor ve yaratıcılık yüksek düzeyde oluyor. Tabii kontrolsüz bir yaratıcılığın faydası olmayabiliyor. Depresyon döneminde de melankolik bir yapı dışavurumda, yaratıcılığa katkı sağlayabilir.

Bipolar bozukluğun mani evresi hastanın çevresi tarafından anlaşılabilir mi?

  • Genellikle hipomani fark edilemiyor. Kişinin canlı olması, çok enerjik olması, insanlarla daha yakın olması, parlak projeler, parlak fikirler, neşeli olma, az uyuma, özgüven artışı aslında hipomani belirtisi ama bu çok fark edilmiyor. Mani dönemi ise kişinin tamamen kendine güveninin çok arttığı, “akıllıyım, çok güzelim, çok zekiyim” gibi düşüncelerinin olduğu grandiyoz hezeyan dediğimiz “Her şeyi ben bilirim, ben Tanrıyım” gibi gerçekle bağlantının koptuğu hezeyanlar da ortaya çıkabiliyor. Çok hızlı ve fazla konuşma, az uyuma, keyif verici etkinliklere hızla girme, girişkenlik, zevkli olabilecek bir sürü şeyi deneme girişimleri olabiliyor. Çok para harcama, çok hareketlilik, kendisine zarar verebilecek kararları hızla alma gibi girişimlerde bulunma gibi durumlar oluyor. Daha sonrasında da tabii “Aman Allahım ben bu kadar parayı nasıl harcamışım” diye düşünerek pişman olma, depresyona girme riski. Aile bu durumda tabii aile de kişiye engel olmaya çalıştıkça aileyle çatışma olabiliyor. Çok hızlı araba kullanma, gece dışarı çıkma, uygun olmayan ilişkiler, ekonomik kararlar çevre tarafından çok daha kolay fark edilebiliyor.

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir