Mekke’nin Fethi:Ebu Süfyan Medine Yolunda







Mekke’nin Fethi:Ebu Süfyan Medine Yolunda

-Ebu Süfyan Medine Yolunda

Ebu Süfyan, azadlısıyla birlikte iki hayvana binip Medine’ye doğru hızla yol almaya başladı.

Mekke’den yola çıkıp Peygamberimiz Aleyhisselama doğru gidenlerin ilkinin kendisi olduğunu sanıyordu.[126]





Amr b. Salim ve arkadaşlarından sonra, Büdeyl b. Verkâ da, Huzâalardan bazılarıyla birlikte, Medine’ye, Peygamberimiz Aleyhisselamın yanına geldiler[127] ve Peygamberimiz Aleyhisselama seslendiler.

Peygamberimiz Aleyhisselam o sırada yıkanıyordu. Onlara:

“Sizin davetinize icabet ediyorum!” buyurdu.[128]

Büdeyl b. Verkâ, Kureyş müşriklerinin yardımlarıyla Benî Bekrlerin Huzâaları nasıl öldürdüklerini Peygamberimiz Aleyhisselama haber verdikten sonra, Mekke’ye dönmek üzere Medine’den ayrıldı.

Peygamberimiz Aleyhisselam, ashabına:

Ebu Süfyan, Hudeybiye muahedesini sağlamlaştırmak ve mütareke süresini uzatmak için yanınıza gelmek üzere bulunuyor gibidir![129] Fakat, istediğini elde edemeden, öfke ile geri dönüp gidecektir!” buyurdu.[130]

Amr b. Salim ile arkadaşları, Ebvâ‘ya gelince, dağılıp yoldan sapmışlar, sahile doğru gitmişlerdi.

Büdeyl ile arkadaşları ise, yola devam ettiler.[131]

Usfan’da Ebu Süfyan’la karşılaştılar.

Ebu Süfyan, onun Peygamberimiz Aleyhisselamın yanından geldiğini sanıyordu ve kendisine:

“Ey Büdeyl! Nereden geliyorsun?” diye sordu.[132]

Sorusunu Büdeyl’in yanındakilere de yöneltti ve:

“Bana Yesrib’den (Medine‘den) haber veriniz?” dedi.

Onlar:

“Bu hususta bizde bilgi yok!” dediler.

Ebu Süfyan, onların bu işi gizli tuttuklarını anladı.

Kendilerine:

Yesrib hurmasından, yanınızda var mı? Biraz da bize yedirseniz olmaz mı?” diye sordu.

“Hayır!” dediler.[133]

Ebu Süfyan, daha açık olarak:

“Ey Büdeyl! Muhammed’in yanına vardın mı?” diye sordu.

Büdeyl:

“Hayır![134] Şu vadinin içindeki Huzâaların yanına gitmiştim.[135]

Oradaki Huzâa ve Ka’blar arasında bir kıtal hadisesi üzerine çıkan anlaşmazlığı düzeltip giderdim!” dedi.

Ebu Süfyan:

“Vallahi, ben senin iyi bir arabulucu olduğunu bilmiyordum!” dedi.

Sonra, onlarla birlikte öğle sohbeti ve dinlenmesi yaptı.

Büdeyl ile arkadaşları kalkıp Mekke’ye doğru yol almaya başladılar.[136] Ebu Sülyan:

“Eğer Büdeyl Medine’den geliyorsa, muhakkak, hayvanı hurma çekirdeği yemi yemiştir” dedi.[137]

Kalkıp onların konak yerlerine,[138] Büdeyl’in devesinin çöktüğü yere vardı. Devesinin dışkısını alıp ezdi. İçinde, hurma çekirdeği yemi bulunduğunu gördü.[139]

Konak yerlerinde de, Medine’nin kuş gagalarına benzeyen meşhur hurmasının çekirdeklerini buldu.[140]

“Allah’a yemin ederim ki; Büdeyl, Muhammed’in yanından geliyor!” dedi.[141]

Büdeyl ile arkadaşları, hadise gününün sabahında Mekke’den çıkıp Medine’ye gitmişlerdi.[142]

Bir Sonraki Değinilecek Konu:  Mekke’nin Fethi Ebu Süfyan’ın İşlenilen Cinayeti Gözardı Etmeye Çabalayışı olacaktır.

KAYNAK:İSLAM TARİHİ’nden alıntılanmıştır: Yazar: ASIM KÖKSAL

Daha Önceki Yazılar:

1-MEKKE’NİN FETHİ:Fetih Seferinin Tarihi ve Mevkii

2-MEKKENİN FETHİ: Abdulmuttalible Huzâalar

3- MEKKE’NİN FETHİ: Huzâaların Öldürülmesi!

4-Mekke’nin Fethi:Huzâaların Medine’ye Gelişi

Mekkenin Fethi eserinde edinilen kaynaklar:

[126] Vâkidi, Megâzî, c. 2, s. 784, 786.

[127] Beyhakî, Delâilü’n-nübüvve, c. 5, s. 7, 8,İbn Esir, Kâmil, c. 2, s. 240, Zehebî, Megâzî, s. 437, 438.

[128] İtan Esrr.Kâmil, c. 2, s. 241.

[129] İbn İshak, İtan Hişam, Sîre, c. 4, s. 37, Taberî, Târîh, c. 3, s. 112, İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sîre, s. 224, Beyhakî, Delâilü’n-nübüvve, c. 5, s. 7, İbn Ear, Kâmil, c. 2, s. 241, İbn Seyyid, Uyûnu’l-eser, c. 2, s. 165, Zehebî, Megâzî, s. 438, Ebu’l-Fidâ, el-Bidâye, c. 4, s. 280.

[130] Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 791, Halebî, İnsânu’l-uyün, c. 3, s. 6.

[131] Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 791.

[132] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 4, s. 37,38,Taberî, Târîh, c. 3, s. 112, Beyhakî, Delâilü’n-nübüvve, c. 5, s. 8, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 241, İbn Seyyid, Uyûnu’l-eser, c. 2, s. 165, Zehebî, Megâzî, s. 438, Ebu’l-Fidâ, el-Bidâye ve’n-nihâye, c. 4, s. 280.

[133] Vâki dr, Megâzî, c. 2, s. 791, 792.

[134] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 4, s. 38, Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 792, Taberî, c. 3, s. 112, İbn Seyyid, c. 2, s. 165.

[135] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 4 s. 38, Taberî, Târîh, c. 3, s. 112.

[136] Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 792.

[137] İbn İshak, İbn Hişam, c. 4, s. 38, Taberî, c. 3, s. 11 2, İbn Esîr, c. 2, s. 241, İbn Seyyid, c. 2, s. 165.

[138] Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 792.

[139] İbn İshak, İbn Hişam, c. 4, s. 38, Taberî, c. 3, s. 112, Beyhakî, c. 5, s. 8, İbn Seyyid, c. 2, s. 165, Zehebî, s. 438, Ebu’l-Fida, c. 4, s. 280

[140] Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 792.

[141] İbn İshak, İbn Hişam, c. 4, s. 38, Taberî, c. 3, s. 112, Beyhakî, c. 5, s. 8, İbn Seyyid, c. 2, s. 165, Zehebî, s. 438, Ebu’l-Fida, c. 4, s. 280

[142] Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 792.





  1. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 6/318-320.



Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir