MEKKE’NİN FETHİ: Abdulmuttalib’le Huzâalar…







MEKKE’NİN FETHİ: Abdulmuttalib’le Huzâalar…

2-Abdulmuttalib’le Huzâalar Arasında İttifak Antlaşması Yapılışı

Benî Mazin b. Adiyy b. Amr b. Luhayy’lardan:

Verka’ b. Abduluzzâ,





Süfyan b. Amr el-Kumeyrî,

Ebu Bişr,

Hacer b. Umeyr el-Kumeyrî,

Hacer b. Abdi Menaf b. Dâtır,

Abduluzzâ b. Kutm el-Mustalakî, ve daha başka ileri gelenlerle birlikte geldiler.[41]

Abdulmuttalib de, yanında Muttalib oğullarından bazıları ile birlikte,

Erkam b. Nadle b. Hâşim ve

Ebu Sayfî b. Hâşim’in iki oğlu Dahhâk ve Amr olduğu halde, 7 kişilik bir heyetle[42] Dârü’n-Nectv’e’ye girdiler.[43]

Birbirlerine yardım ve iyilik yapmak hususunda antlaştılar.[44]

Bu antlaşmada ne Abduşşems oğullarından bir kimse bulundu, ne de Nevfel!

Abdulmuttalib ile Huzâalar, aralarında bir de yazı yazıp, Kabe’nin duvarına astılar.[45]

Yazıyı yazan, Ebu Kays b. Abdi Menaf b. Zühre b. Kilâb idi.[46]

Nevfel b. Abdi Menaf, bunu görünce; o da, bütün Hâşim oğullarına karşı, Abduşşems oğullarıyla itti­fak ve antlaşma yaptı.[47]

Abdulmuttalib; Huzâalarla yaptığı bu antlaşmaya riayet edilmesini, oğlu Zübeyr’e, söylediği bir manzume ile sıkı sıkı vasiyet etti.

Zübeyr de bunu Ebu Talib’e, Ebu Talib de Hz. Abbas’a öylece vasiyet etti.[48]

Sözü geçen antlaşma yazısı, kaynaklarımızdan bazılarında kısmen veya tamamen yazılı bulun­maktadır.[49]

Benî Bekrlerle Huzâalar Arasındaki Düşmanlık

Kureyş müşriklerinin müttefiki olan Benî Bekrierin, öteden beri, Huzâalaria aralarında düşmanlık vardı.

Esved b. Rem ed-Di’lî’nin müttefiki olan Benî Hadramilerden Malik b. Abbâd adındaki adam, ticaret maksadıyla yola çıkıp Huzâaların yurtlarının ortasına geldiği sırada Huzâalar tarafından baskına uğratılarak öldürülmüş ve malı da alınmıştı.

Bekr oğulları da, buna karşı, Huzâalardan bir adamı öldürmüşlerdi.

İslâmiyetin Mekke’de zuhurundan biraz önce, Huzâalar da, Benî Kinanelerin eşrafından, Benî Esved b. Rezn ed-Di’lîlerden Selma, Külsûm, Züeyb adlarındaki üç kardeşi Arafat yanındaki harem hudut belliklerinin yanında öldürmüşlerdi.

Cahiliye çağında Benî Bekrierden Esved b. Reznlere-başkalarına üstün tutulmaları sebebiyle-kan bedelinin iki katı ödenirdi. Kendileri ise bunu bir kat olarak öderlerdi.

Benî Bekrlerie Huzâalar birbirlerine karşı böyle kinli ve hınçlı birtutum içindelerken, İslâmiyet araya girdi, onları ister istemez Hudeybiye musalahasına kadar[50] oyaladı.[51]

Benî Bekrlerden Benî Di’llerin Huzâalardan Öç Almaya Niyetlenmeleri

Benî Bekr kabilesinden Benî Diller; Hudeybiye musalahasıyla birbirlerine karşı güvenç içinde yaşa­malarını fırsat bilerek, Benî Esved b. Reznlerden vaktiyle öldürülmüş olan adamlarının öcünü Huzâalardan almak istediler.[52]

Benî Dillerin başkanı ve kumandanı Nevfel b. Muaviye, bu yolda bazı girişimlerde bulundu.

Ferve b. Hübeyretü’l-Kuşeyrî, Hicretin 7. yılında umre yapmak üzere Mekke’ye gidince Kureyş müşrik-leriyle düşüp kalkmış, onların Peygamberimiz Aleyhisselama karşı son derecede düşmanlık beslediklerini görmüş, Kureyş müşrikleri ona:

“Ya senin görüşün nedir? Sen göçebe halkın ulususun” diye sordukları zaman:

“Sizinle onun arasındaki şu musalaha müddeti içinde dâvamızı halledeceğiz. Bütün Arapları kendimize çekeceğiz, sonra da, yurdunun ortasında onunla çarpışacağız!” demiş, Mekke’de bulunduğu müddetçe, Kureyş müşriklerinin danışma meclislerine katılmıştı.

Nevfel b. Muaviye, Ferve’nin Mekke’den geldiğini ve Kureyş müşriklerinin meclislerine katılmış olduğunu işitince, Ferve’nin çölüne indi.

Ferve, Kureyş müşriklerine neler söylediğini, ona haber verdi.

Nevfel:

“O halde, ben sizde muhakkak birşeyler bulacağım demektir.

Bizim için, düşman, yurdu yakın olandır.

Onlar, Muhammed’in heybesi gibidir! İşlerimizden bir harf bile onlara gizli kalmaz!” dedi.

Ferve:

“Kim bunlar?” diye sordu.

Nevfel:

“Kim olacak? Huzâalardır. Hayırsız, kötü Huzâalar! Muhammed’in sağ yanına oturdular!” dedi.

Ferve:

“Bu da ne demek?” diye sordu.

Nevfel:

“Sen Kureyşîlerin Huzâalara karşı bize yardım etmelerini iste ve sağla! Ötesine karışma!” dedi.

Ferve:

“Ben size bu hususta yeterim!” diye söz verdikten ve Nevfel’e yardımlarını sağlamak için Kureyş müşriklerinin Safvan b. Ümeyye, Abdullah b. Rebia ve Süheyl b. Amr gibi ileri gelenleriyle buluştuktan ve onların aradaki muahedeyi bozmanın akıbetinden korktuklarını gördükten sonra, “Kureyş kavminde iş yok!” dedi.[53]

Huzâalara Saldırmak İçin Bahane Edilen Son Hadise

Huzâalarla Kinaneler arasında en son olarak şöyle bir hadise vuku buldu: Kinanelerden Enes b. Züneym ed-Di’lî, bir gün, söylediği bir şiirle Peygamberimiz Aleyhisselamı hiciv ve tahkir edince, Huzâalardan bir genç kızmış, vurup Enes’in başını varmıştı.

Benî Bekrler, Enes’in başının yarılmasını da, Huzâalardan öç almak için bahane etmişlerdir.[54]

1-MEKKE’NİN FETHİ:Fetih Seferinin Tarihi ve Mevkii

Yarın: Kureyş Müşriklerinin Nüfâseleri Gizlice Destekleyerek Huzâaları Öldürtmeleri
KAYNAK:İSLAM TARİHİ’nden alıntılanmıştır: Yazar: ASIM KÖKSAL

Mekke’nin Fethi eserinde edinilen kaynaklar:

[41] Belâzurî, Ensâbu’l-eşrâf, c. 1, s. 71.

[42] İbn Sa’d, Tabakâtü’l-kübrâ, c. 1 , s. 85.

[43] İbn Sa’d, Tabakâtü’l-kübrâ, c. 1 , s. 85, Belâzurî, E nsâb, c. 1, s. 71 .

[44] İbn Sa’d, Tabakâtü’l-kübrâ, c. 1 , s. 85.

[45] İbn Sa’d, Tabakât, c. 1, s. 85, Belâzurî, E nsâb, c. 1, s. 71.

[46] Belâzurî, Ensâbu’l-eşrâf, c. 1, s. 71.

[47] Taberî, Târîh, c. 2, s. 1 78, Halebî, İnsânu’l-uvûn, c. 3, s. 3.

[48] İbn Sa’d, Tabakât, c. 1, s. 85, 86, Belâzurî, Ensâb, c. 1, s. 71, 72.

[49] Vâkıdî.Megâzî, c.2,s. 781, 782, Belâzurî, c. 1 , s. 71, 72, Halebî, c.3,s. 3, İmta’dan naklen Halebî, c. 3, s. 4, Zürkânf, Mevâhibü’l-ledünniye Şerhi, c. 2, s. 288, 289.

M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 6/302-303.

[50] İbn İshak, ibn Hişam, Sîre, c. 4, s. 31, 32, Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 781, Taberî, Târih, c. 3, s. 110,111, İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sîre, s. 223, İbn Esir, Kâmil, c. 2, s. 239.

[51] M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 6/303-304.

[52] İbn İshak, İtan Hişam, Sîre, c. 4, s. 32, Taberî, Târih, c. 3, s. 111, İtan Hazm , Cevâmiu’s-Sîre, s. 223, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 239.

[53] Vâkidi, Megâzı, c. 2, s. 730, 731.

M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 6/304-305.

[54] Vâkidf, Megâzî, c. 2, s. 782, 783, Belâzurî, Ensâbu’l-eşrâf, c. 1, s. 353, Fütûhu’l-büldân, c. 1, s. 41, İtan EsTr, Kâmil, c. 2, s. 239, İmta’dan naklen Halebî, İnsânu’l-uyûn, c. 3, s. 4.

M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 6/305-306.







Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir