Yazmak ya da Yazmamak!



Yazmak ya da Yazmamak!

Yazmak ya da Yazmamak
An vardır;
İnsanın kendine yabancılaştığı.
Bir şeylerden isteksiz hale düşüldüğü.
Hayatın hep olumsuz yanlarının görüldüğü.
Bir çeşit rahatsızlıkların hissedildiği.
Bir türlü bir şeylerin adını bulmadığı.

İnsanın boğazında bir şeylerin bir şekilde düğümlenip adını bulmadığı.
Esenlik halinin aranılıp bir türlü yakalanamadığı.
Huzurun aranıp huzursuzluğun yaşanılmasından kurtulunamadığı.
Kişinin kendinden sıyrılıp uzaklaşmak istediği.
Yapılan işten zevk alınmadığı.
Keyiflerin kaçtığı.
Zevklerin tadına tam varılamadığı.
Kişinin kendinden kaçtığı.
İnsanın yaptığı şeylerden sıkıldığı.
Zamanla aynı işlerin yapılmasının zahmet verdiği.
Problemlerin içinden çıkmanın zorlaştığı.
Olumlu olacağına inanılan işlerin bir şekilde olumsuzlaştığı.
Kasavetli havaların oluşarak insanın içini daralttığı.
Sevgilerin ve saygıların bir şekilde kaybolarak insanı kendinden ve hayattan soğuttuğu.
Ağız tadının alındığı.
İnsanın ruhunu kaybedip ceset hükmünde kaldığı.
Hayatın anlamını kaybettiği.
Kişinin kendine güveninin kalmadığı.
Sevgisizliğin her yönüyle yaşandığı.
Saygısızlığın diz boyu yaşandığı.
Hoşgörünün ve anlayışın yitirildiği.
İşte o anlarda yazmak keyif vermiyor.
Mürekkep kuruyor.
Heyecanlar kaybediliyor.
Yaşamak da tıpkı yazmak gibi keyif vermiyor.

***
An vardır;
Hep bir şekilde arayışların olduğu.
Hep bir şekilde umutların taşındığı.
Hep bir şekilde heyecanların taşındığı.
Sevgi ve saygının tesisi ile hayatın yaşanılır kılındığı.
Her zaman hoşgörü ve anlayışın tesis edildiği.
İnsanın içinin içine sığmadığı.
Ceset hükmünden sıyrılarak ruhun dipdiri kılındığı.
Hayatın anlamını kazandığı.
Güneşli bir havada yağan yağmurun içte yaşattığı kıpırtı.
Yaptığı işlerden keyif aldığı.
Problemlerin sorun olarak görülmeden hep bir şekilde çözülüp keyif verdiği.
Hayatın olumlu yanlarının da olduğunun görüldüğü.
Ufacık mutlulukların bile çok anlamlı olarak yaşanıldığı.
Kişinin kendini hep güzellikler bahçesine doğru yol aldırdığı.
İsteksizlikten sıyrılıp kıymetlerin yaşandığı.
İnsanın kendini bulduğu.
Yaşanılanların keyfinin çıkarıldığı.
Hayatın anlamının yaşandığı ve yaşatıldığı.
İşte o anlarda yazmak keyif veriyor.
İnsanın içi kıpır kıpır ediyor.
Yaşam zevk veriyor.
Hayat anlamını buluyor.

***
Bütün mesele bu işte!
Yazmak ya da yazmamak!
Yaşamak ya da yaşamamak!
Farkında olmak ya da olmamak!

***

Hayatın olumsuzluklarının girdabında boğulmadan sebeplerden sıyrılınmış, her şeyi güzelliklere ve sağlam bir hikmete bina etmiş anlayışların her yönüyle tesis edilmiş olduğu yazılar, yaşamlar ve farkındalıkların hayata yayılmasını sağlamak önemli bir yaşam gereği olacaktır.

Abdullatif Erdoğan’ın İç’te ve İş’te Başarı ve Mutluluk Yolları

-Düşünceye İnce Ayar-İsimli kitapbından alıntıdır…

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir