İstanbul’un 100 Deyimi



Unutulan ya da unutulmaya yüz tutmuş deyimler. Teknoloji , argo kelimeler , hayatımızı giren İngilizce kelimeler sözler geçmişden, geçmiş kültürlerden uzakta bırakıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş’nin yayınladığı “İstanbul’un Yüzleri” serisinin yeni kitabı “İstanbul’un 100 Deyimi” kitabı, isimli kitap Çilem Tercüman tarafından kaleme alındı.

istanbul-un-100-Deyimi

 “İstanbul’un 100 Deyimi” isimli  kitapta hâlâ kullandığımız “ağzınla kuş tutsan nafile”, “altı kaval üstü şişhane”, “ateş pahası”, “dingonun ahırı”, “İstanbul’un taşı toprağı altındır”, “insan kuş misali”, “meteliğe kurşun atmak” gibi deyimlerin çıkış öykülerini öğrenmek mümkün. Ama yapıtın asıl ilginç yönü, bugün hemen hemen unutulan bazı deyimleri de öyküleriyle birlikte içermesi. Örneklemek gerekirse; “Ayas Paşa kol geziyor”, “Divanyolu’nda fidan büyütmek”, “Ebussuud Efendi’nin gelini”, “gayret dayıya düştü”, “Göksu testisi gibi terlemek”, “Hafız Paşa tokadı”, “Tavukpazarı şairi” gibi pek çok unutulmuş deyimlere yer verilmiş. Kitabın fiyatı 20 Tl.

Kanuni’nin “ateş pahası”

Kanuni Sultan Süleyman, maiyetiyle birlikte Halkalı civarında ava çıkar. Aniden başlayan şiddetli bir yağmur, padişah ve adamlarını karşılarına çıkan ilk eve sığınmak zorunda bırakır. Ev sahibinin yaktığı ateşin karşısında ısınan padişah, yanındakilere dönerek “Şu ateş bin altın eder!” der. Yağmurun dinmemesi üzerine padişah ve maiyetindekiler geceyi de bu evde geçirirler. Konuklarını tanıyamasa da önemli, zengin şahıslar olduğunu anlayan ev sahibi, sabah ona borcunu soran sultana “Bin altın” cevabını verir. Bu cevabın şaşkınlıkla karşılanması üzerine ise ateşe bin altın değeri kendisinin biçtiğini, gecelik konaklamanın ise bir altın olduğunu söyler.

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir