İftira Mı İzin Mi?



İftir mı İzin mi- www.inanankalpler.net

Bismillâhirrahmânirrahîm

59- De ki; “Baksanıza Allah’ın size gönderdiği rızıklara? Bunların bir bölümünü haram ve bir bölümünü de helâl saydınız. “De ki; “Bu konuda Allah mı size izin verdi, yoksa O’na iftira mı ediyorsunuz?”
Yunus Suresi  59

Yunus Suresi  59. Ayetin Tefsiri

De ki; Allah’ın size gönderdiği rızıklar hakkındaki görüşünüz nedir?
Allah katından yüce değeri içinde insanlara gönderdiği rızıklar hakkındaki görüşünüz nedir? Allah katından yüce değeri içinde insanlara gönderilen her şey, bu yüce makamdan indirilmiş, gönderilmiş demektir.
Kendi izni ve yasasına uygun biçimde kullanmanız için Allah’ın size verdiği bu rızık hakkında nasıl düşünüyorsunuz? Yüce Allah bu şartlarda onu size vermişken siz kalkıyorsunuz, kendi arzularınıza göre ve Allah’ın izni olmadan onun bir kısmını haram kılıyorsunuz, bir kısmını da helâl sayıyorsunuz!
Haram kılma ve helâl sayma ise, bir yasamadır. Yasama ise, hakimiyettir. Hakimiyet ise, Rububiyettir, ilahlıktır. Halbuki siz kendi kendinize bunları rahatlıkla yapıyorsunuz!..

De ki; “Bu konuda Allah mı size izin verdi, yoksa O’na iftira mı ediyorsunuz?”

Bu Kur’an-ı Kerim’de sık sık gündeme getirilen bir meseledir. Zaman zaman cahiliye sistemini bu mesele ile yüzyüze getirir. Çünkü bu mesele, “Allah’dan başka ilah olmadığına şehadet getirme’ ilkesini hayatta bir realite olarak uyguladığımızda, kelime-î şehadetin kendisi olur.

Allah’ın yaratıcı ve rızık verici olduğunu kabul etmenin hemen arkasından zorunlu olarak Allah’ın ibadet edilen varlık olması ve insanların bütün işlerine hükmeden varlık olması gelir.

O’nun hükmü altında bulunan meselelerden sadece birisi, insanlara rızık vermesidir. Onlara rızık vermek, Allah’ın yerde ve gökte verdiği bütün nimetleri kapsar.
Cahiliye döneminde Araplar, yüce Allah’ın varlığını kabul ediyorlardı. O’nun yaratıcı ve rızık verici olduğunu da…

`Müslüman olduklarını söyleyen bugünkü insanlar da böyledir. Cahiliye Araplar’ı bunları kabul etmelerine rağmen, Allah’ın kendilerine verdiği rızıklar konusunda helâl sayma ve haram kılma yetkisini kendileri kullanıyorlardı.

Nitekim bugün `müslüman’ olduklarını söyleyenler de böyle yapmaktadırlar. Kur’an onların bu çelişkilerini yakalıyor. Çünkü onlar Allah’ın varlığını, yaratıcı ve rızık verici olduğunu kabul ediyorlar.

Bununla beraber, kendi hayatlarında Rububiyet (ilahlık) yetkisini, yani yasama yetkisini kendilerinden birine veriyorlar! Bu apaçık bir çelişkidir ve onları “şirk” ile damgaladığı gibi, bugün, yarın ve kıyamete kadar bu çelişkiye düşecek olan herkesi de `şirk’le damgalamaktadır. İsimler ve yaftalar ne kadar değişirse değişsin, farketmez. Çünkü islâm, sırf bir etiket değildir, realiteye dayalı bir gerçekliktir!

Cahiliye dönemindeki Araplar, bugün `müslüman’ olduklarını zanneden insanlar gibi, helâl kılmalarının ve haram yapmalarının ancak Allah’ın izniyle gerçekleşmekte olduğunu söylüyorlardı. Veya bu yaptıklarına, `Allah’ın yasası budur diyorlardı!

En’am suresinde geçen ayette, bu haram yaptıklarının ve helâl kıldıklarının Allah’ın yasası olduğu şeklindeki iddialarına yer verilmişti. Söz konusu o ayeti burada da veriyoruz:

“Onlar saçma inançları uyarınca, `Bu hayvanlar ve ekinler dokunulmazdır. Bizim istediklerimizden başka hiç kimse onları yiyemez, bunlar da sırtlarına yük vurulması, binilmesi yasak hayvanlardır’, dediler. Bazı hayvanları keserken de Allah’ın adını anmazlar, bunu yaparken, `Allah’ın emri böyledir’ diye O’na iftira ederler. Allah onları yaptıkları bu iftiralardan ötürü cezalandıracaktır.” (En’am Suresi, 138)

Onlar diyorlardı ki, Allah şunu istiyor, bunu istemiyor… Tamamen iftira olarak… Nitekim bugün de `müslüman’ olduğunu iddia eden bazı insanlar, kendilerine göre hükümler belirlemekte ve sonra da, `işte Allah’ın yasası”! demektedirler.

Meal Ve Tefsir – Fizilal’il Kur’an

Yediğinizin Helalliğini Araştırmakla Sorumlusunuz.

Helal Ve Haramı Uyduran Diller

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir