Çölyak Nedir? Çölyak Belirtileri Nelerdir? Non-Çölyak Nedir?



Çölyak Nedir? Çölyak Belirtileri Nelerdir? Non-Çölyak Nedir?

Çölyak hastalığı nedir? Çölyak hastalığı neden olur? Çölyak Hastalığının belirtileri nelerdir? Tedavisi var mıdır? Non-Çölyak nedir?

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Gastroenteroloji Bölümünden Prof. Dr. Nurdan Tözün, çölyak ve non-çölyak hastalığını, belirtilerini ve tedavi yöntemlerini anlattı….

Çölyak ve non-çölyak glüten hassasiyeti son yılların en sık duyulan hastalıklarından. Belirtileri ile birbirine benzeyen bu iki hastalık, genetik testin sonucuna göre ayrılıyor. İki hastalığın tedavisinde de glüten içeren gıdalardan uzak durmak gerekiyor.

Kişilerin yaşam kalitesini bozan çölyak hastalığı glüten intoleransı nedeniyle ortaya çıkıyor. Toplum genelinde yüzde 1 oranında görülen çölyak hastalığını andıran non-çölyak glüten hassasiyetine ise halkın yüzde 20’sinde rastlanmasına rağmen çölyak hastalığından daha az biliniyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü doktorlarından Prof. Dr. Nurdan Tözün, 8 soruda çölyak ve non-çölyak glüten hassasiyeti arasındaki farkları ve tedavi yöntemlerini anlattı.

ÇÖLYAK HASTALIĞI NEDİR?

Besinlerdeki buğday, arpa ve çavdarda bulunan glüten adlı bir proteine hassasiyet ile tanımlanan ve bağışıklık sistemiyle ilgili olan rahatsızlık, çölyak hastalığı olarak tanımlanıyor. Genetik özelliği olan bu hastalıkta öncelikle ince bağırsakta hasar oluşuyor ve emilim bozukluğu ortaya çıkıyor. Beslenme düzeninden glütenin kaldırılmasıyla sorun gideriliyor.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Çölyak hastalığı çoğu zaman sinsi ortaya çıkıyor ve tanısı geç konuyor. Çünkü her hastalığı taklit edebiliyor. Klasik belirtileri halsizlik, ishal, kilo kaybı, şişkinlik, gaz, karın ağrısı olmakla beraber, bazen demir eksikliği anemisi, karaciğer değerlerinde bozukluk, kemik hastalıkları, cilt hastalıkları gibi sindirim sistemi dışı belirtilerle de kendini gösterebiliyor.

Besinlerdeki proteinlerin emilememesine bağlı olarak protein eksikliği ve B vitamini eksikliği sonucu oluşan nörolojik belirtiler, D vitamini ve kalsiyum eksikliği sonucu görülen kemik azalması da hastalığın ilk belirtileri olabiliyor. Bu rahatsızlık dudak kenarlarında çatlaklar, ağız içinde geçmeyen yaralarla da kendini gösterebiliyor. Çocuklarda ise ishal, gelişme geriliği, anemi gibi belirtiler veriyor. Erişkinlerde bazen bir travma, yoğun stres, ameliyat, doğum gibi olaylar sessiz bir çölyak hastalığını aniden ortaya çıkarabiliyor.

Geçmiş yıllarda bu hastalığın özellikle çocukluk çağında gelişme geriliği, anemi, ishal ve beslenme bozukluğu ile kendini gösterdiği ve bu dönemin hastalığı olduğu düşünülürken, günümüzde her yaşta ve çok değişik belirtilerle çölyak hastalığına rastlanabileceği biliniyor.

NASIL TANI KONULUR?

Hastalığın tanısı çölyak hastalığına özgü antikorların kanda belirlenmesi ve endoskopi ile ince bağırsaktan alınan biyopsilerin değerlendirilmesiyle konuyor. Tanıda en sık, doku transglutaminaz antikoru IgA (tTG testi) ya da Anti-Endomisyum antikoru IgA testi kullanılıyor. Ayrıca genetik testler de uygulanabiliyor. Kesin tanı koymak için bazen endoskopik yöntemle ağızdan onikiparmak bağırsağına girilip, ince bağırsağın üç ayrı yerinden örnek alınıp, dokunun mikroskop altında incelenmesi gerekebiliyor. Doku örneklerinde, ince bağırsak yüzeyinde emilimi sağlayan parmak şeklinde ve villüs adı verilen yapıların düzleşmesi, yassılaşması çölyak hastalığına işaret ediyor.

ÇÖLYAK HASTALIĞI NASIL TEDAVİ EDİLİYOR?

Çölyak hastalarının yaşam tarzını değiştirmesi gerekiyor. Bu kişilerin, içinde glüten barındıran yiyecekler tüketmemesi, buğday, arpa, çavdar ve yulafı beslenme düzeninden çıkarması önem taşıyor. Glütensiz gıdalar hazırlanırken, glütenli gıdaların hazırlandığı kapların kullanılmamasına da dikkat edilmeli. Çölyak hastaları; mısır, pirinç, patates, nişasta, soya fasulyesi tüketebiliyor. Ayrıca alınan besinlerin içeriğine dikkat edilmesi gerekiyor.

Çünkü bazı diş macunları, meyve suları, şekerli gıdalar ve çikletlerde de glüten bulunabiliyor. Süt ürünleri ise çoğu çölyak hastası tarafından tolere edilemiyor. Bu yüzden ilk zamanlar bu tür gıdalardan kaçınılmalı. Yulaf, hastalığı düşük seviyede olanlarda sınırlı olarak alınabilirken, hastalığı ciddi seviyede olanların kaçınması tavsiye ediliyor. Hastalar, teşhis konulmadan önce gıdalar bağırsakta emilemediği için yeterli enerjiyi alamıyor ve çok kilo veriyor. Ama glütensiz diyete geçildikten sonra belirtiler iki-üç ay içinde düzeliyor ve kilo alımı sağlanıyor.

Glütensiz diyet, sanılanın aksine kişiyi gıdasız bırakmıyor. Bu diyeti uygulayan kişiler de sağlıklı ve dengeli beslenebiliyor. Glüten; protein olarak mutlaka alınması gereken bir madde olmadığı için, yerine başka gıdalar konulabiliyor. Bazı çölyak hastaları diyet yapmalarına rağmen tedaviden yanıt alamıyor. Bu vakalarda diyete uyumun sorgulanması, tanının tekrar gözden geçirilmesi, pankreas yetmezliği, mikroskopik kolit, ince bağırsağın bakteriyel aşırı gelişimi ile olası laktoz intoleransının araştırılması; tedaviye yanıtsız çölyak hastalığı tanısı kesinse kortizon tedavisinin denenmesi öneriliyor. Tedavi edilmemiş çölyak hastalığı ileride lenfomaya ya da başka bir tür kansere dönüşebiliyor.

NON-ÇÖLYAK GLÜTEN HASSASİYETİ NEDİR?

Sayfa: 1 2

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir