Küfür Ne kadar Zarar Verebilir?



Küfür Ne kadar Zarar Verebilir?

Küfür Nedir, Küfür aynı zamanda zulüm olabilir mi ? Küfre sapan delaletsizlik mi yapar? Küfür nankörlük ve isyan mıdır?Yaratıcı kimdir ? Aklının, kalbinin, ruhunun ve vücudunun bütün kısımlarının yaratıcısı kendisi mi, yoksa Allahu Teala mıdır? Kainatı ve içinde bulunan herşeyi yaratan o mudur, yoksa Haliki Azam mı? Küfrün akıbeti ne olur ?

Küfrün Zararları. Küfür bir nevi cehalet, hem de kelimenin tam manasıyla bir cehalettir. Kainatın sahibi ve yaratıcısı olan Allahu Teala’yı bilememekten daha büyük cehalet ne olabilir?

Bir kimse tabiatın şahane manzarasını, aralıksız işleyen harika mekanizmayı, kainatın her köşesinde kendini gösteren eşsiz modeli görebilir.

Fakat bu muazzam teşkilatı görmesine rağmen onu meydana getiren ve idare edenin kim olduğunu bilmez. Mükemmel bir surette işleyen ve şayanı hayret bir organizma olan vücuduna bakar; fakat bu varlığı meydana getiren kudreti; bu mekanizmayı çizen ve imal eden mimarı; karbon, demir, kalsiyum, sodyum gibi maddelerden eşsiz bir hayat yaratanın kim olduğunu anlayamaz. Kainattaki kusursuz plana şahit olur, fakat o planı hazırlayanı göremez; işlemesindeki ahenk ve letafeti görür fakat işletenini asla. Tabiatın akla hayret veren modelini müşahede eder, fakat o modeli çizeni bilemez.

Kainatın içinde olup, kendi çevresinde bulunan her türlü ilim ve hikmet, matematik, mühendislik, plan ve hizmetle ilgili hünerlerin tezahürlerini görür; fakat bu uçsuz bucaksız kainatı halkeden varlığa karşı gözlerini yummaktadır. Bu muhteşem hakikate karşı gözlerini yuman kimsenin hakiki bilgi görüşüne varmasına imkan var mıdır? Böyle bir kimseye hakikat ve bilgi hazinesi açık kalabilir mi? Baştan yanlış başladığı için, doğru yol ona kapalı kalacaktır. Fen ve sanattaki gayretleri ne olursa olsun, hakikat ve bilgi ışığı ona asla ulaşamıyacaktır; o karanlıkta yürüyecek ve cehalet kasvetinin içine düşecektir.

Küfür aynı zamanda bir zulüm, hem de zulümlerin en fecisidir. Zulüm nedir biliyor musunuz?

Zulüm, her türlü kuvvet ve kudretin gaddarca kullanılmasıdır, eğer herhangi bir şeyi kendi hakiki varlığına, fıtri kabiliyetine karşı zorlarsanız o iş baştan başa zulümdür.

Yaratıcısı olan Allahu Teala’ya karşı kainatın itaatini görmüş bulunuyoruz. İtaat, ilahi irade ve kanuna göre mevcudiyetine devam; “daha açık bir ifadeyle” müslüman olmak, onların aslı varlıkları icabıdır.

İnsandan başka varlıkların ilahi iradeyi mutlaka yerine getirmesi, fıtratı icabı olmasına rağmen; Allahu Teala insana onların çok üstünde bir kudret vermiş bulunmaktadır. Allah’a karşı itaatsizlikte bulunan ve küfre sapan kimse en büyük dalaletsizliği yapmış olur. Çünkü bütün vücut, zeka ve kuvvetini tabiatin seyrine karşı isyan ve itaatsizlik için alet olarak kullanmaktadır. Kafasını Allah’tan başka tanrılar önünde eğmek için zorlamaktadır. Sahip olduğu kuvveti ve üzerinde hüküm sürdüğü herşeyi Allahu Teala’nın sarih iradesine karşı kullanmakta ve böylece bir zulüm tahtı kurmaktadır. Dünyada herşeyi istismar eden ve onları tabiat ve adeleti saymayan isitikamete gitmeye zorlayan bu kimsenin yaptığından daha adaletsiz ve daha büyük zalimlik olur mu?

Küfür sadece zulüm değil, en azından nankörlük ve isyandır, eğer düşünürsek insanoğlunun aslı nedir; ne gibi bir kuvvet ve kudrete sahiptir? Aklının, kalbinin, ruhunun ve vücudunun bütün kısımlarının yaratıcısı kendisi mi, yoksa Allahu Teala mıdır? Kainatı ve içinde bulunan herşeyi yaratan o mudur, yoksa Haliki Azam mı?

İnsanoğluna, hizmet için her türlü kuvvet ve enerjiyi fiile sevkeden kimdir, omu Allah mı?

Herşey yalnız ve yalnız Allahu Teala tarafından yaratılmış olduğuna göre, o zaman onlar kimin malıdır ve onların hakiki sahibi kimdir? Mutlak ve meşru hakimi kimdir? Pek tabii olarak Allahu Teala’dan başkası değildir. Yaratıcı, sahip ve mutlak hakimi O olduğuna göre, O’nun yarattığını O’nun emirlerine karşı kullanan, aklın Allah’a karşı düşünmeye sevkeden ve çeşitli kabiliyetlerini mutlak hakimin iradesine karşı kullanan insandan daha asi ne olabilir?

Bir hizmetkar, efendisine vefasızlık etse ona sadakatsiz dersiniz.

Bir subay, devlete karşı sadakatsizlik gösterse onu vatan hainliğiyle suçlarsınız.

Bir kimse iyilik gördüğü şahsa karşı hilekarlık yapsa onun nankör olduğuna hüküm verirsiniz de, bir münkirin küfre sapmak suretiyle işlediği cürmü, bu hiyanet, bu nankörlük ve bu isyan ile mukayese edebilir misiniz?

Eğer bir insan başka bir insana ihsanda bulunuyorsa, bu ihsanın esas kaynağı kimdir?

İnsanoğlunun dünyadaki üstünlüğünü kim sağlamıştır?

Velhasıl insanlara bu kuvvet ve kudret Allahu Teala tarafından bahşedilmiştir.

Dünyada insan en fazla ebeveynine karşı borçludur, fakat ebeveyninin kalbini çocuk sevgisiyle dolduran kimdir? Bir anneye çocuğuna bakmak, beslemek ve onu himaye etmek kudret ve isteğini bahşeden kimdir?

Çocuklarının huzur ve refahını sağlamak için ellerinden geleni yapmak hevesini ebeveyine ilham eden kimdir? Bir an düşünmek, insana en büyük yardımın Allahu Teala’dan geldiğini ortaya koyacaktır. Yaratıcısı, sahibi, besleyeni ve geçimini sağlayanı O olduğu gibi, hakiki sultanı ve mutlak hakimi de hep Allahu Teala’dır.

Buna rağmen eğer insan hakiki sahibi ve mutlak hakimine karşı inkar ve itaatsizlikte bulunursa bundan daha beter küfür, nankörlük ve isyan olabilir mi?

İnsanın küfre sapmak suretiyle Hak Teala’ya karşı herhangi bir zararda bulunabileceği asla zannedilemez. Bu uçsuz bucaksız kainata nazaran bir bilye kadar küçük olan dünya yüzünde, cüz’i bir zerre büyüklüğünde bulunan insanın, kainatın sahip ve yaratıcısına ne gibi bir zararı dokunabilir?

O sahip ki uçsuz bucaksız mülkünde, en hassas dürbünlerle dahi tesbit edilebilecek hudutlar yoktur. O sahip ki emrinde olan arş, güneş, ay gibi semavi parçaları ufacık bir bilye gibi çevirebilme kudretindedir. Ve O sahip ki bütün kainata tek başına malik olmak gibi muaazzam bir zenginliktedir, O’na herkes muhtaçtır. Fakat O’nun hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. İnsanoğlunun isyanı O’na hiçbir zarar veremez, ancak böyle hareket eden bir kimse kendisi için bir akıbet hazırlar.

Bu isyan ve hakikati inkarın kaçınılmaz neticesi; hayat tasavvurlarında hüsrana uğramak olacaktır. Böyle bir asi, hakiki bilgi ve ilhamın yolunu asla bulamıyacaktır. Çünkü kendi yaratınını keşfedemiyen, hiçbir hakikatı keşfedemez. Böyle bir insanın muhakeme ve idraki fesat yoluna sapmış olur, çünkü yaratanını bilmemek günahını işleyen mantık, hayat yolunu aydınlatamaz.

Böyle bir adam hayatındaki bütün işlerde başarısızlıkla karşılacaktır. Ahlaki, medeni ve sosyal hayatı ile siyasi ve aile hayatı dahi berbat olacaktır. Bu dünyada fesat ve huzursuzluğu yayacaktır. Kan akıtacak, başkalarının hakkını ihlal edecek, başkalarına zulüm edecektir. Sapık fikirleri ve ihtirası, bulanık görüşü ve değerleri yanlış ölçen terazisi ve kötü faaliyetleri onu ve çevresindekilerin hayatını tatsız hale sokar. Böyle bir adam dünyadaki denge ve istikrarı bozar,ahirette ise kendi fıtratına, kudretine ve imkanlarına karşı işlemiş olduğu cürümlerden dolayı suçlu tutulur. Vücudunun her uzvu -beyni, gözleri, kulakları, eli, ayakları- yapmış olduğu adaletsizlik ve gaddarlıktan dolayı ondan davacı olurlar. Varlığının her dokusu, huzuru Rabbül’aleminde aleyhinde şehadette bulunacaklardır.

Adaletin mutlak kaynağı olan Allahu Teala, ona layık olduğu en ağır cezayı verecektir. Küfrün bedbaht akıbeti budur, hem bu dünyada, hem de ahirette insanları mutlak surette başarısızlık ve çıkmaza sürekleyecektir.

Bu konu ile ilgili diğer konularıda inceleyebilirsiniz…

 İslam İsmi Nereden Geliyor ? İslam Nedir?

İslam’ın Mahiyeti- İslam’ın Özü

Küfür Nedir? Münkir kimdir ? Kafir Kimdir ?

Kaynak: Mevdudi Külliyatı – EBUL ALA MEVDUDİ
 
>>>>Bir Sonraki Konu: İslam’ın Nimetleri,  görüşmek üzere, inanankalpler.Net‘de kalıp, bizi takip edebilirsiniz….>>>>>

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir