İslam’ın Mahiyeti- İslam’ın Özü



İslam’ın Mahiyeti- İslam’ın Özü

İslam nasıl bir dindir ? İslam Kelimesi ne demektir ? İslamın özü nedir ?Kimler müslümandır? Allah’a şirk koşan müslüman mıdır? Allah’a itaat etmeyen müslüman mıdır? Fıtraten müslaman olmak ne demek ? Fıtraten müslüman nasıl olunur? Müslüman kimdir ? Münkir Kimdir?

İlk Konumuz  İslam İsmi Nereden Geliyor ? İslam Nedir?  başlıklı konumuzun devamı niteliğinde olan İslam Kelimesinin Manası- İslam’ın Özü başlıklı konumuzile yazı dizisine devam ediyoruz.

İslam Kelimesinin Manası: İslam Arapça bir kelimedir. Teslim olmak ve itaat etmek manasına gelir ki bu Allahu Teala’nın emirlerine boyun eğip itaat etmeye dayanan bir din olmasından dolayı İslam dini denilmektedir.

İslam’ın Mahiyeti- İslamın Özü

Görülüyor ki dünyada herşey bir nizama tabi tutulmuştur. Ay ve yıldızlar fevkalade bir nizama uyuyor ve bunun zerre kadar dışına çıkamıyorlar. Dünyamız belirli bir hıza göre ona takdir edilmiş olan mihver üzerinde dönüyor. Su, hava, ışık, hararet hepsi bir kanuna tabidir. Nebabat, hayvanat ve maddeler belli bir kanuna itaat ederler ve aynı kanuna göre büyür, yaşar ve ölürler.

Beşeri alemde de tabii kanunlar oldukça aşikardır. Mesela insan, belirli bir kanuna göre doğar, önceden kendisi için takdir edilmiş olan kanuna göre nefes alır; su, gıda, hararet ve ışık hasıl eder.

Kalbinin çarpışı, kanının deveranı, nefes alışı aynı nizama tabidir. Onun beyni, midesi, ciğeri, sinir ve damarları, el, ayak, dil, gözler, kulaklar ve burun velhasıl cisminin her kısmı vazifelendirildiği şekilde çalışır ve her biri önceden kendileri için hazırlanmış tertiplere göre idare edilirler.

Kainatı çevreleyen en ufak zerreden gökyüzündeki yıldızlara kadar herşeyi idare eden muhteşem nizam; kainatın yaratıcısı ve idare edicisi olan büyük hakimin kanun ve nizamıdır. Bütün kainat ve içindeki her şey o büyük hakimin kanunlarına itaat ederler, o bakımdan bütün kainatın dini İslam’dır; çünkü önceden belirttiğimiz gibi, İslam Allahu Teala’ya itaat edip teslim olmaktır. Onun için güneş, ay, yıldızlar hep müslümandırlar. Dünya, hava, su, ışık, ağaçlar, taşlar ve hayvanlar da müslümandır. Hatta Allahu Teala’ya inanmayı reddeden ve Allah’tan başkasına tapan kimse bile fıtraten müslümandır. Çünkü onun doğuşu, hayatı ve ölümü Allah’ın kanununu takip eder, vücudunun her uzvu en küçük dokusuna kadar Allahu Teala’nın takdirine göre hareket eder, o bakımdan müslümandır. Hatta Allah’ı inkar eden ve ona şirk koşan dili bile fıtraten müslümandır.

Allah’tan başkasına boyun eğen kafası ve cehaleti sebebiyle Allah’tan başka tanrılara sevgi ve huşu besleyen kalbi dahi müslümandır; çünkü onların hepsi ilahi nizama bağlıdır, onun kanun ve hükümlerine göre idare olunurlar.

Şimdi meseleyi başka yönden inceleyelim. İnsanoğlunun hayatında iki ayrı safha vardır. Birincisi kendini tamamiyle ilahi nizam içinde bulduğu alemdir. Ondan bir adım dahi uzaklaşamaz ve hiçbir şekilde kaçınamaz. Bütün diğer mahlukat gibi tamamiyle “ilahi kanunların” hükmü altında olup onu takip etmektedir.

İkinci safhada ise insanoğluna fikir ve idrak bahşedilmiştir; düşünce ve muhakeme, kabul veya reddetme, benimseme veya benimsememe kudretine sahiptir. Seçtiği hayat tarzında herhangi bir yolu benimsemede hürdür, istediği itikadı kabul edebilir ve beğendiği herhangi bir ideolojiye göre hayatını düzenleyebilir, ona serbest irade verilmiştir. Kendi hayat yolunu çizmeye muktedirdir. Bu ikinci safhada ona diğer mahlukatın aksine düşünce, seçme ve haraket serbestisi verilmiştir. Bu her iki safhada insan hayatında beraber ve açıkça bulunur.

Birinci safhada insanoğlu bütün diğer mahlukat gibi doğuştan müslümandır. Allahu Teala’nın emirlerine itaat eder ve böyle olmak durumundadır.

İkinci safhada ise müslüman olmak veya reddetmek hususunda hürdür, tercih yapabilme selahiyetine sahiptir ve bu hakkın kullanılması sonucu, insanoğlu müslümanlar ve münkirler diye iki ayrı gruba ayrılırlar. Yaratıcısını kabul etmek, onu mutlak hakimi olarak tanımak, kanun ve emirlerine samimiyetle ve canı gönülden boyun eğmek; Allah tarafından hayat için insana tebliğ edilen prensipleri takip etmek yolunu seçen kimse tam manasıyla müslüman olur. Çünkü kendisine tercih yapabilme selahiyeti verilen kimse Allahu Teala’ya şuurla itaata karar vermesiyle, İslam’daki tekamüle erişmiş olur.

Artık bütün varlığıyla Allahu Teala’ya boyun eğer hale gelmiş ve şahsiyetindeki muvazenesizlik giderilmiştir. O şimdi tam bir müslümandır ve onun İslamiyeti tam bir İslamiyettir. Şimdiye kadar gayri ihtiyarı olarak itaat ettiğine şimdi şuurla teslim olmaktadır.Şimdiye kadar bilmeden itaat etmekte olduğu sahibine, şimdi şuurla bağlanmış bulunmaktadır.

Şimdiki bilgisi tamdır, çünkü ona öğrenmek ve öğretmek kudretini bahşeden mutlak varlığı bilmektedir. Muhakeme ve idraki eşit olarak teraziye yerleştirilmiştir. Çünkü ona düşünce ve muhakeme kabiliyeti bahşeden varlığa, doğru yolu görerek, şuurla itaat kararı vermiş bulunuyor. Dili de Hak’ka kavuşmuştur, çünkü ona konuşma kabiliyeti veren sahibini kabul ederek itiraf etmektedir.

Artık onun bütün varlığında hakikat vücut bulmuştur, çünkü iradi veya gayri iradi olarak bütün hayat alemlerinde, kainatın tek ve mutlak sahibi olan Allahu Teala’nın kanunlarına itaat etmektedir.

Bütünüyle kainatın boyun eğdiğine teslim olduğundan artık o kainatla barış içindedir. Böylece bu insan Allahu Teala’nın dünyadaki temsilcisidir.

Kaynak: Mevdudi Külliyatı – EBUL ALA MEVDUDİ

>>>>Bir Sonraki Konu: Küfrün Mahiyeti, küfrün Mahiyetinde görüşmek üzere, inanankalpler.Net‘de kalıp, bizi takip edebilirsiniz….>>>>>

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir