Şeyh Nazım Kıbrısi Kimdir?



Şeyh Nazım Kıbrısi Kimdir?

Nâzım Kıbrısî veya Şeyh Nâzım veya Mevlânâ Nâzım El-Hâkkânî (Osmanlıca: شيخ ناظم ‎)

(21 Nisan 1922 – 7 Mayıs 2014)

Kısaca Nâzım Kıbrısî :
Güney Kıbrıs’ın Larnaka kentinde 21 Nisan 1922’da doğan Şeyh Muhammed Nazım Adil Kıbrısi, mutasavvıf ve Nakşibendi tarikatının önde gelen isimlerinden. İslam tarikatları içinde nüfuz ve nüfus açısından önemli bir yere sahip Nakşibendi cemaatinin dünyadaki en önemli ismi 92 yaşında olan Şeyh Nazım Kıbrısi El Hakkani, 1940`larda İstanbul Üniversitesi kimya bölümünde yüksek eğitim alan Kıbrısi, öğrencilik yıllarında Nakşibendi Şeyhi Süleyman Erzurumi’ye bağlandı. Bir süre sonra şeyhinin izniyle Şam’a giderek Şeyh Abdullah Dağıstani’nin talebesi oldu. Dağıstani’nin 1973’te ölmesinin ardından yerine geçti. Nazım Kıbrısi, 2011’de kendinden sonra silsileyi oğlu Mehmet Adil’in devam ettireceğini ilan etti. Evli ve dört çocuk sahibi olan Şeyh Nazım Kıbrısi; Türkçe, Arapça, İngilizce ve Yunanca biliyor.

Nâzım Kıbrısî Hayatı:

Soyu, anne tarafından Mevlevî tarîkatı kurucusu Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’ye, baba tarafından Kâdirî tarîkatı kurucusu Abdülkâdir Geylânî’ye dayanır. 1940`larda İstanbul’da Kimya Fakültesini okudu. İstanbul’da bulunduğu dönem içerisinde Nakşibendi şeyhi Süleyman Erzurumi’ye bağlandı. Bir müddet kendini yetiştirdikten sonra şeyhinin izni ve işareti ile Şam’a gidip Şeyh Abdullah Dağıstani’ye bağlandı ve onun mânevi terbiyesine girdi.

Şeyh Abdullah Dağıstani’nin emri ile insanlara tasavuf terbiyesini vermeye başladı.[2] 1973’de Şeyh’inin vefatı ile onun yerine geçti. 2011’de oğlu Mehmet Adil Efendi’nin, kendi yerine geçip, silsileyi devam ettireceğini ilan etti.

1941’de Hacı Emine Hanım ile olan evliliğinden dört çocuğu bulunmaktadır. Türkçe, Arapça, İngilizce ve Kıbrıs Rumcası olmak üzere dört dil bilmektedir.

Akciğer ve böbrek yetmezliği teşhisiyle Yakın Doğu Hastanesi’nde bir süredir tedavi gören 92 yaşındaki Şeyh Nazım Kıbrisi saat 7 Mayıs 2014 Çarşamba günü yaşamını yitirdi.

Arapça Ezanın Yasak Olduğu Dönem:

Ezanın Arapça lafzı ile okunmasının yasak olduğu dönemde Kıbrıs’a geri geldiği ilk gün şerefeye çıkıp ezanı Arapça lafzı ile okumuş ve bunun üzerine bir hafta hapis yatmıştır. Serbest bırakılınca Lefkoşa’nın en büyük camii Selimiye’nin şerefesine çıkıp tekrar Arapça lafız ile ezan okumuş, bunun üzerine kendisine dava açılmıştır. Davayı beklerken Lefkoşa’nın köylerini gezip Arapça lafız ile ezan okumaya devam etmiştir. Hakkında 114 dava aynı zaman diliminde açılmış ve 100 yılı aşan süre mahkumiyeti gündeme gelmiştir. Davaların okunma gününe yakın, Adnan Menderes döneminde, TBMM’nin ezanın Arapça lafız ile okunmasını serbest bırakması üzere hakkındaki davalar düşmüştür.

Kaynak:wikipedia

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir