Tavanı Çöken Bir Köşk

Tavanı Çöken Bir Köşk

Bazen dünyanın aldatıcı zevkleri biz aciz kullara hoş görünüyor ve dünyalık için bazen kavga ediyor bazen de dua ediyoruz. Ama nefsimizi terbiye edip şu kısa dünya dönemimde ahiret için kazançlarımız olmalı…Gerçekten zor olsa da bunu yapabilenlere ; ne mutlu onlara …

Bir hikaye ile devam etmek istiyorum…

Çok dindar bir karı koca vardı.
Durmaz, dinlenmez, daima ibadet ve dua ederlerdi.
Ne var ki, pek de yoksul insanlardı.
Hemen her Allah’ın günü yarı aç, yarı tok yaşıyorlardı.
Bu hal, seneler boyunca hep aynıydı.

Bir gün kadın dayanamadı artık ve kocasına dedi ki:

-Ne olur efendi, bir kere de dünyalık istemek için birlikte duâ edelim,
yalvaralım Hazret-i ’Allah’ımıza!

Hanımının teklifini uygun bulan adamcağız:

Peki dedi.
-Bu gece namaz kılar, tesbih çeker, duâ ederiz.”

Ve öyle yaptılar. Allah’tan biraz da dünyalık isteğinde bulundular.
Duâları kabul edilmiş olacak ki, hemen ertesi sabah görevli bir melek kapılarını çalmıştı.
Erkek merakla koştu açtı kapıyı.
Gayet güzel bir delikanlıydı gelen.
Elinde bir torba vardı. Bunu uzatarak:

“Dünyadaki sevabınızın karşılığıdır bu.
Hazret-i ’ın hediyesi” dedi ve hemen uzaklaştı.

Adam şaşkın şaşkın hanımının yanına döndü, ona da anlattı olanları, torbayı da gösterdi.

-Açsana efendi, açsana! Ne var içinde bir görelim.

Torbanın ağzını açınca ne görsünler?
Torbanın içi ağzına kadar altınla, gümüşle dolu değil mi?
İkisinin de sevinç doldu içleri, büyük bir haz içindeydiler.
Derin bir oh çektiler.

”Bu dünyalık bize ölünceye kadar yeter de artar bile”dediler.

Bunun için o günü rahatlıkla geçirdiler.
Fakat o gece kadın çok mânâlı bir rüya gördü.
Mahşer gününde karı kocanın mizanı yapılıyordu.
Melekler onları davet ettiler Cennete.
Hep birlikte Cennete girdiler.
Melekler çok güzel bir köşkü göstererek

”İşte sizin köşkünüz! Gelin de gezip görelim” deyince, köşke girdiler.
Her şey ve her taraf o kadar güzeldi ki, hanımı hayran kalmıştı.
Neye yarar ki daha iç salona girince bütün sevinci ve neşesi kırıldı.
Çünkü buranın tavanı çökmüş, dökülmüştü. Kadın, meleğe sordu:

-Burası neden böyle?
Melek de müteessir bir halde
“Kabahat sizde” dedi.
Çünkü ahiretin nimetleriyle birlikte dünyalık da isteyince
Cennet köşkünüzün burası çöktü yıkıldı işte!

Bu sözler üzerine kan ter içinde, yüreği sızlayarak uyandı, oturdu yatağın üstüne.
O anda yanı başında yatmakta olan efendisi de kalkıp oturarak:

-Hayırdır, hayırdır inşaallah!diye hayıflanıyordu. O da kan ter içindeydi.

Hanımı sordu:

-Ne oldu efendi?

-Müthiş bir rüya gördüm.
Cennette bize verilmiş olan bir köşkün tavanı çökmüş.

Kadın çığlığı bastı.

-Ben de, ben de gördüm aynı rüyayı.
Gezdirici melek bunun için bizi suçlu buluyor.

-Dünyalık istediğimiz için değil mi?”

-Evet efendi! Yarın sabahtan tezi yok, altınlarla gümüşleri,
Allah rızâsı için bütün fakir ve fukaraya dağıtalım.
Öksüzleri ve yetimleri sevindirelim.
Belki Cenâb-ı Hakk, bizleri de affeder, dünyalık istediğimizden ötürü.” dediler.

Ve ertesi gün konuştukları gibi yaptılar.
Sabah namazlarını kıldıktan sonra torbayı alarak yola çıktılar.
O gün tâ akşama kadar, bu paradan, muhtaç olanlara liveçhillah dağıttılar ve akşam olunca
büyük bir gönül rahatlığı ile huzurla evlerine döndüler.
Ve yatsı namazının sonunda gözyaşları içinde yalvararak dua ettiler Rabbulâlemine.
Ve yattılar uykularına.

O gece ikisi de yine ayni rüyayı gördüler.
Melek onlara köşkü gösteriyor ve

“Müjdeler olsun ikinize de” diyordu.

”Bakın şu çöküp yıkılmış olan salonun tavanına” Salonun tavanına girip baktılar.
Gözleri kamaştı. Tavan yeniden yapılmış, boyanmış, güzel nakışlarla süslenmişti.
Bu güzel haller içinde sevinç içinde uyandılar.
Birbirlerine bir şey söylemeye hacet görmediler.
Sevinç gözyaşları içinde kucaklaştılar.
Onun için oyalanmayı bırakıp Hakk’la meşgul olalım.

Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde:

“Bütün insanlar uykudadırlar, öldükten sonra uyanırlar.” buyuruyorlar. (K.Hâfâ)

Dünya bir gaflet uykusudur, hayâldir. Uyandırılmadan uyanıp Hakk’a yönelmek lâzım. Bazısı halkı bırakmıştır, Hakk iledir. Bazısı Hakk’ı bırakmıştır, halk iledir. Birisi varlığını yok etmeye çalışır, Var’ı bulmak için.

Bir diğeri kendisinde varlık toplar, nefis putuna dayanmak için.

Birisinin işi Hakk ile birisinin işi nefis ile.

Resulullah (s.a.v.) Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde:

“Kim Allah için olursa, Allah da onun için olur.” buyuruyorlar.



Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir