Yaratılanların Yaratan Karşısındaki Acizliği…

Yaratılanların Yaratan Karşısındaki Acizliği…

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; şimdi onu dinleyin: Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız (taptıklarınız) bunun için bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar. İsteyen de âciz, kendinden istenen de!

Diyanet Vakfı Meali / Hac Suresi - 73. Âyet
 Yaratılanların Yaratan Karşısındaki Acizliği…

Fizilal Tefsiri’nin açıklaması:

Bu örnek bir yasa koyuyor, bir gerçeği vurguluyor.
“Allah’ı bir yana bırakarak yalvardığınız sözde ilahlar var ya, onların hepsi bir araya gelseler bir sinek bile yaratamazlar.”
Allah’ı bir yana bırakıp da putlardan ve heykellerden, şahıs ve değerlerden ya da rejimlerden yalvarıp yakardığınız, Allah yerine yardım istediğiniz düzmece tanrıların tümü “Bir araya gelseler bir sinek bile yaratamazlar.”
Sinek küçücük zayıf bir yaratıktır: Ama bu düzmece tanrılar, bir araya gelseler birbirleriyle yardımlaşsalar bile bir sinek yaratamazılar.
Bir sineği yaratmak, bir fiil, bir deve yaratmak gibi imkânsızdır. Çünkü sinek de o esrarengiz sırrı, hayat sırrını içermektedir. Bu bakımdan sineğin yaratılışının imkânsızlığı devenin ya da filin yaratılışının imkânsızlığı ile eşittir. Kur’anın olağanüstü ifade tarzı örnek olarak küçücük, zayıf sineği seçiyor.
 Çünkü bir sineği yaratamamanın verdiği eziklik, bir deveyi ya da fiili yaratamamanın verdiği eziklikten daha derin ve insan üzerinde daha büyük etki bırakır. Ama bu gerçek ayette doğrudan ifade edilmiyor. İşte bu da Kur’anın olağanüstü ifade tarzının göz kamaştırıcı örneklerinden biridir.
Ardından bu aşağılayıcı zayıflığı belirginleştirmek için daha geniş bir adım atılıyor.
“Buna karşılık eğer sinek onların vücudundan son derece küçük bir parça kapıp götürse onu onun ağzından geri alamazlar.”
İster put olsun, ister heykel olsun, ister şahıs olsun, bu düzmece tanrılar sineğin kendilerinden kapıp götürdüğü bir şeyi geri alamazlar. Nice güçlü insanlar vardır ki, kendisini ısırıp kaçan sineğe engel olamazlar. Burada sinek özellikle seçilmiştir, çünkü küçücük ve zayıftır.
Sinek aynı zamanda en tehlikeli hastalıkların mikrobunu taşıyan, insanın en değerli organlarını alıp götüren bir varlıktır. İnsanın gözlerini, organlarını, hayatı ve ruhları alıp götürür. Sinek, verem, tifo, dizanteri ve ophtalmi denen göz hastalığı mikrobunun taşıyıcısıdır.
Bu zayıflığına ve küçüklüğüne rağmen insandan bir daha geri getirilmesi mümkün olmayan şeyleri alıp götürür.
Bu da Kur’anın olağanüstü ifade yönteminin kullandığı bir diğer gerçektir. Şayet “Bir yırtıcı hayvan onlardan bir şey kapıp götürseydi bunu geri alamazlardı” denseydi, bu ifade zayıflıktan çok güçlülüğü vurgulayacaktı. Sonra yırtıcı hayvan sineğin insandan alıp götürdüğü şeyden daha büyük şeyler kapıp götürmez. Ama gerçekten Kur’anın ifade tarzı olağanüstüdür.
Bu tasvirli ve canlı örnek şu değerlendirme ile bitiyor.
“Demek ki kovalayan da aciz, kovalanan da.”
Bu değerlendirme cümlesi verilen örneğin etkisini, gönüllere ve bilinçlere verdiği mesajı pekiştirmek amacı ile yer alıyor.
Hem de en uygun şartlarda… Bilinçlerde düzmece tanrıların zayıflığı, onur kırıcı basitliği canlanmışken Allah, son derece kötü değerlendirmelerine yönelik kınayıcı bir üslupla, yüce Allah’ın dilediğini yapan gerçek gücü sunuluyor ve O’nun gerçek ilah olduğu vurgulanıyor.



Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir