950 Yıl Sonunda Tufan, Gemi, Birkaç Mü’min Ve Resul

950 Yıl Sonunda Tufan, Gemi, Birkaç Mü’min Ve Resul

Nuh Aleyhisselâmın Kavmine Peygamber Olarak Gönderilişi:

Nuh Aleyhisselâmın meskeni Irakta idi.

Vedd, Süva´, Yağus, Yauk ve Nesr diye anılan putlara {5} tapan kavmini, baş­larına gelecek azapla korkutmak, bir olan Allah´a ibadete davet etmek üzere, Pey­gamber olarak gönderildi. {6}

Onlara:

“…Ey kavmim! Allaha ibadet ediniz!
Sizin, Ondan başka hiç bir İlâhınız yoktur!.’’ {7}
“Şüphesiz ki, ben, sizi, Allahın azâbından apaçık korkutan’ım.
Allah´dan başkasına tapmayınız.
Ben, sizin başınıza acıklı bir azâbın gelip çatmasından korkuyorum!” dedi. {8}

Kavminden ileri gelenler:

“Biz, seni, hiç şüphesiz, apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz!” dediler.

Nuh Aleyhisselâm:

” Ey kavmim! Bende hiç bir sapkınlık yoktur.
Fakat, ben, Âlemlerin Rabb´ı tarafından gönderilmiş bir Peygamber’im!
Size, Rabb´ımın Vahy ettiklerini, tebliğ ediyorum.
Sizin iyiliğinizi istiyorum.
Ben, sizin bilmediklerinizi de, Allâhdan (gelen Vahy ile) biliyorum.
Size, o korkunç akıbeti haber vermek için, korunmanız için ve belki, böylelikle rahmete kavuşturulmanız için, kendinizden bir adam vâsıtasile Rabb´ınızdan, size bir ihtar geldi diye şaşıyor musunuz?! ” dedi. {9}

” Biz, seni, kendimiz gibi bir insandan başka olarak görmüyoruz.
Basit ve zahirî görüşe uyan en aşağı tabakalarımızdan başkasının sana tâbi olduğunu da, görmüyoruz.
Sizin, bize karşı bir üstünlüğünüzü de, göremiyoruz.
Bilakis, sizi yalancılar sanıyoruz!” dediler.

Nuh Aleyhisselâm:

” Ya ben, Rabb´ımdan gelen apaçık bir Bürhan üzerinde isem?
O, bana, Kendi katından bir Rahmet vermiş de, bunlar, siz (in gözleriniz)den gizli bırakılmışsa?
Söyleyiniz bana, ey kavmim! Sizi, istemediğiniz halde, ona zorlayacak mıyız?
Ey kavmim ! Bundan (bu tebliğlerimden) dolayı, sizden hiç bir mal istemiyorum.
Benim mükâfatım, Allâhdan başkasına aid değildir.
Ben, iman edenleri, tard edici de, değilim!
Çünki, onlar, muhakkak ki, Rabblarına, kavuşanlardır.
Ben, sizi, ancak cahillik eden bir kavm görüyorum!
Ey kavmim! Ben, onları kovarsam, Allâhdan (Allâhın azabından) beni, kim kurtarabilir? Bana, kim yardım edebilir hiç düşünmez misiniz?!
Ben, size (Allâhın hazineleri, benim yanımdadır!) demiyorum.
Ben, gaybı da, bilmem!
Ben (hakikatta bir Melek´im!) de, demiyorum.
Bununla beraber, gözlerinizin hor gördüğü o kimseler hakkında (Allah, onlara aslâ hayr vermeyecektir) de, diyemem!
Onların özlerindekini, en çok bilen, Allâh´dır.
Aksi takdirde, hiç şüphesiz, ben, zâlimlerden olmuş olurum! ” dedi.

” Ey Nuh! Doğrusu, sen, bizimle uğraştın durdun!
Bizimle uğraşmanda aşırı da, gittin!
Eğer, sen, doğruculardan isen, bizi tehdid edip durduğun şeyi haydi getir bi­ze! ” dediler.

Nuh (Aleyhisselâm):

“Onu-dilerse-size, ancak, Allah, getirir.
Siz, Allah´ı, bundan âciz bırakabilecek değilsiniz.
Eğer, Allah, sizi helak etmek dilemişse, ben, sizin iyiliğinizi arzu etmiş olsam bile, bu hayrhâhlığım, size hiç bir yarar vermez.
O, sizin Rabb´ınızdır ve nihayet, Ona döndürüleceksiniz. {10}
Ben (gelecek tehlikelerle) korkutandan başka bir kimse değilim.!” dedi.

“Ey Nuh! Sen, (bu dediğinden) vaz geçmezsen, muhakkak, taşlanmışlardan ola­caksın!” dediler. {11}

Nuh (Aleyhisselâm):

” Ey kavmim! Benim, aranızda duruşum, Allah´ın âyetleri ile öğüt verişim, size ağır geliyorsa, (ne diyeyim) ben, ancak, Allah´a dayanıp güvenmişimdir.
Siz ve ortaklarınız da, artık, toplanıp ne yapacağınızı kararlaştırınız.
Bu yapacağınız, size, sonradan hiç bir tasa vermesin!
Hattâ, bana, möhlet de, vermeyiniz.
Eğer, (benim öğütlerimden) yüz çeviriyorsanız, ben, sizden (zâten bu hususta) hiç bir mükâfat istemedim.
Benim mükâfatım, Allah´dan başkasına âid değildir.
Ben (Onun hükmüne boyun eğen) Müslümanlardan olmakla emr olundum ” dedi. {12}

Kavmi, onu, yalanladılar. {13}

Kâfirlerden bir takımları :

” Bu, sizin gibi bir insandan başka (bir şey) değildir.
O, size karşı üstünlük sağlamak istiyor.
Eğer, Allah, (Peygamber göndermek) dileseydi, elbette, bize Melekler indirirdi.
Biz, önceki Atalarımızdan, bunu (Allâhı Birlemeyi) hiç duymadık.
Bu, kendisinde bir delilik bulunan adamdan başkası değildir.
Binâenaleyh, siz onu bir zamana kadar gözetleyiniz! ‘’dediler.

Nuh (Aleyhisselâm) da:

“Ey Rabb’ım ! Onların beni yalanlamalarına karşı ,Sen bana yardım et! ‘’ dedi.

Biz de, ona (şöyle) Vahy ettik:

“Sen, bizim  nezaretimiz ve Vahyimizle Gemi yap!
Nihayet (helâklerine) emrimiz gelip te, o fırın kaynamağa başlayınca, ona her (nevi hayvanlardan erkek ve dişi) ikişer çift ile aileni alıp içerisine gir!
(Kavmının) içinden, aleyhlerine söz geçmiş (hüküm giymiş ) olanlar müstesnâ.
O zulm edenler(in kurtulması) hakkında bana hitapta bulunma.
Çünki, onlar boğul(mağa mahkum ol)muşlardır.
Artık sen maiyyetindekilerle birlikte, Geminin üstüne doğrulup yerleşince: Bizi o zalimler güruhundan selâmete erdiren Allaha hamd olsun! de!
Rabb’ım! Beni bereketli bir menzile kondur!
Sen, konduranların en hayırlısısın! de! ” {14}

{5} Nuh: 23
{6} Ârâf: 59 / Hûd: 25-26 / Nuh: 1-2
{7} Ârâf: 59
{8} Hûd: 5-6
{9}Ârâf: 59-63
{10} Hûd: 27-34
{11} Şuarâ: 115-116
{12} Yûnus: 71-72
{13} Ârâf: 64 / Yûnus: 73 /  Şuarâ: 117 / Kamer: 9
{14} Mü’minun: 24-29

Peygamberler Tarihi –  M. Asım Köksal 

Ateşin Rabbinin Emriyle Ateşin Yakmadığı Rasul



Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir