Peygamberimizin Cum’a Hutbesi İçin Minberi Ne İdi?

Peygamberimizin Cum’a Hutbesi İçin Minberi Ne İdi?

Hz. Peygamber’in Benu Sâlim yurdunda kıldırdığı ilk Cum’a namazı:

 

 

Hz. Peygamber’in Benu Sâlim yurdunda kıldırdığı ilk Cum’a namazında cemaatin kırk veya yüz kişi olduğu söylenir. Bu mescide sonradan “Mescid-i Cum’a” adı verilmiştir. Cum’a ayetinin Mekke’de nâzil olduğu da ihtimal dâhilindedir.

Peygamber (s.a.s.) Cum’a hutbesi için bir hurma kütüğü edinmiş, ensârdan bir kadının aynı zamanda marangoz olan kölesinin ılgın ağacından yaptığı üçayaklı minber, mescide konuncaya kadar onun üzerinde Cum’a hutbelerini okumuştur.

Yeni minber gelip de Peygamber (s.a.s.) hutbe için üzerine çıkınca eski hurma kütüğünden deve iniltisi gibi bir ses çıkmış, Peygamber de inerek elini üzerine koyunca susmuştur. Bu hâdise Hz. Peygamber’in bir mucizesi olarak “Cizu’n-nahle” adıyla meşhur olmuştur.

Peygamber (s.a.s.) camiye girince, cemaate selam verir; minbere çıkınca, onlara döner ve ikinci bir selamdan sonra otururdu. Bu oturuşa “Celsetu’l-istiraha” denir.

Bilâl ezan okumaya başlar; bitirince, Peygamber (s.a.s.) kalkarak hamd ve senâdan sonra, vaaz ve nasihati muhtevi bir hutbe okurdu. Bir müddet oturduktan sonra tekrar kalkıp, ikinci hutbeyi de okur ve minberden inerdi.

Kamet getirildikten sonra iki rek’at olarak Cum’a namazını kıldırırdı. Cum’a namazının ilk rek’atında ekseriyetle Cumu’a suresini ve ikinci rek’atta da Münâfıkun suresini yüksek sesle okurdu.

Cemaat en fazla Cum’a namazında toplandığı için, Cumu’a suresini okumakla, onlara cuma’nın âdâb ve erkânını öğretmiş ve Münâfıkûn suresini okumakla da, münâfıklardan sakınmaları lüzumunu ihtar etmiş oluyordu. Sonraları ilk rek’atta A’lâ ve ikincide de Câşiye surelerini okuduğu rivâyet edilmiştir.

Halife Hz. Ebû Bekir ve sonra Hz. Ömer (r.a.) zamanında bu şekilde Cum’a namazı kılındı ise de; Halife Hz. Osman (r.a.) zamanında şehrin nüfusunun arttığı ve halkın camiden uzak yerlerde ikamet ettiği göz önünde tutularak, namaz vaktinin geldiğini ilân için mescidin dışında bir ezan okutturulmaya başlandı. Bu ezan Zavra’da okunuyordu. Hz. Osman’ın okuttuğu bu ezan (dış ezan) diğer memleketlerde de okunmağa başlandı. Kendisinden seksen sene sonra Hişam b. Abdu’l-Melik de bu dış ezanın hariçte, mesela Medine’nin Zavra’sı gibi şehrin ortasında okunacak yerde, camiin minaresinde okunmasını emretti.

Böylece kitap, sünnet ve icmai ümmet ile sabit olan Cum’a namazı gücü yeten ve şartları kendinde bulunan her mükellef Müslüman farz-ı ayındır. İki rek’at olan Cum’a namazını herhangi bir sebepten kılamamış olanlar, öğle namazını dört rek’at olarak kılarlar. Bütün namazlarda şart olan İslâm, akıl, buluğ, tahâret şartlarından başka Cum’a namazının farziyet ve edâsının şartları vardır.

Kaynak: İslam Ansiklopedisi

Cuma Ezanı [Ezan vakti alışveriş yapmak] ⇔

Hayırlı Cumalar



Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir