Güçlü Komutanlar, Rasul, Ordu Ve Az Bir Mü’min Grubu




Güçlü Komutanlar, Rasul, Ordu Ve Az Bir Mü’min Grubu

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

246- Mûsa’dan sonra Beni İsrail’den ileri gelen kimseleri görmedin mi? Ne yaptılar? Kendileri için gönderilmiş bir peygambere
“ Bize bir hükümdar gönder ki başımıza geçsin de Allah yolunda savaşalım ” dediler.
“ Size savaş yazılır da yâ savaşmazsanız! ” dedi.
“Yurtlarımızdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde neden savaşmayalım ”dediler.
Üzerlerine savaş yazılınca ,içlerinden pek azı hâriç geri dönüp kaçtılar. Allah zâlimleri iyi bilir.

[Mısır’la Filistin arasında yaşayan Amâlika,İsrail oğullarına saldırdı ve onları perişan edip yurtlarından çıkardı. Amâlika’nın Kralı Câlut idi. Devrin Peygamberi , Tâlut adında halktan birini hükümdar ve kumandan tayin etti. Buna itiraz ettiler. Gelecek âyetlerde kıssa tafsilatıyla anlatılır.]

247- Peygamberleri onlara “ Bilin ki Allah , Tâlut’u size hükümdar gönderdi.” dedi.
Bunun üzerine “ Biz,hükümdarlığa daha lâyık olduğumuz halde , kendisine servet ve zenginlik yönünden geniş imkânlar verilmemişken O bize nasıl hükümdar olur? ”dediler.
“ Allah sizin üzerinize onu seçti,ilimde ve cüssede ona ,sizden daha çok üstünlük verdi. Allah mülkünü dilediğine verir. Allah her şeyi ihata eder ve her şeyi bilendir.”dedi.

248- Peygamberleri onlara “Onun hükümdarlığının alâmeti, Tâbut’un size gelmesidir.Onun içinde Rabbinizden size bir ferahlık ve sükûnet ,meleklerin taşıdığı Âl-Musa ve Âl-Harun’un bıraktıklarında bir miktar bakiyye vardır.Eğer inanmış kimseler iseniz sizin için onlarda herhalde bir âyet ve alâmet vardır” dedi.

[Rivayete göre “Tâbut” sandıktır. Hz. Mûsa Onu savaşlarda ordunun önünde bulundurur, bu sayede askerlerine sekinet ve vakar gelirdi. Zamanla Yahudiler zayıflayınca O Tâbut’u Câlût ellerinden almıştı.]

249- Tâlût askerlerle beraber (cihad için) ayrılınca, “Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Kim ondan hiç tatmazsa bendendir (benimledir), ancak eliyle bir avuç içen de istisna edilmiştir (o da benimledir)” dedi.
İçlerinden pek azı müstesna hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber îman edenler ırmağı geçince , “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak hiç gücümüz yoktur”dediler. Kendilerinin, sonunda Allah’ın huzuruna varacaklarını bilenler, kendi aralarında
“Nice az kişiler vardır ki, sayıca kendilerinden çok olan topluluklara Allah’ın izniyle gâlip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir” dediler.

250- Câlût ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır akıt.Bize cesaret ver ki tutunalım. Kâfir kavme karşı bize yardım et” dediler.

251- Allah’ın izniyle onları yendiler. Dâvud Câlût’u öldürdü. Allah ona (Dâvud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi, dilediği ilimlerden ona öğretti. Eğer Allah insanlardan bir kısmı ile diğerlerini savup hizaya getirmeseydi,elbette yeryüzünde nizam bozulurdu. Lâkin Allah bütün insanlığa karşı lûtuf ve keremi ile muamele etmiştir.

252. O söylenenler, Allah’ın âyetleridir. Biz onları sana doğru olarak anlatıyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerden birisin.

[Bu âyetlerde askeri sistemin özellikleri anlatılır. Bir ordunun başarılı olması, her şeyden önce komutanın emirlerine harfiyen uymakla mümkün olur. Savaşta gâlip gelmek sayıya bağlı değildir. Haklı olmaya,doğruluğa ve imanlı olmaya bağlıdır. Câlut’u öldüren Dâvut , rivayetlere göre yedi yaşında bir çocuk imiş, Allah O Peygambere Câlut’u Dâvut’un öldüreceğini bildirmiş. O da Dâvut’u beraber götürmüş, yolda üç taş dile gelip “Bizi al Câlut’u bizimle öldüreceksin” demişler. ” Onları almış,sapanı ile atmış ve Câlut’u öldürmüştür. Bu bir mu’cizedir.]

Bakara Suresi – 246/252

Konu Hakkındaki Yorumunuzu Yazabilirsiniz!

*