Allah İsterse

Allah İsterseAllah İsterse

Doktor sinir içinde hastasını azarladı.
“- Yüz kere mi söyleyeceğim hanım teyze. Katarak bu. Tek çaresi de ameliyat. Masrafını karşılayamayacaksan elimden birşey gelmez !”

Odasına geri dönen ihtiyar kadın, artık ağrısı dayanılmaz bir hal alan gözlerini, ışık görmesin diye temiz bir bezle sardı. Başını yastığa yarak dinlenmeye çalıştı.

Çocuğuna baktığı orta halli bir memur ailesinin zorlukla verebildiği birkaç yüzbin lira, ancak hastanede kalmasını sağlamıştı. Gözünü ameliyat ettirecek gücü olmadığına göre, çaresiz memlekete dönmek zorundaydı. İyice görmez hale geldiğinde… Bunu düşünmüyordu bile. İster bir huzurevinde, ister başka yerde. Nasılsa yaşaması için bir kolaylık kapısı açardı Allah. İçinde kör kalacağı günlere dair ne korku, ne üzüntü mevcuttu. Çünkü bu güne kadar hangi dar zamanında yalnız bırakmıştı Rabbi onu. Yüce Yaradana duyduğu sonsuz güven ile rahatladı.

BİR HAFTA SONRA ;

Burada verilen ilaçlarla ağrısı biraz olsun hafiflemişti. Eşyalarını hayal meyal seçe seçe bohçasını toplarken, odaya iki hemşire girdi. Biri koğuşta uyuyan hastaları süzerek, evine dönmeye hazırlanan yaşlı kadına seslendi.

“- Gözü katarak ameliyatı olacak Fatma hanım hanginizsiniz?”

Karaltılara döndü;

“- Benim kızım.”

“- Yatağa uzan teyze.”

“- Bir şey mi oldu evladım?”

“- Ameliyata gideceksin ! Seni hazırlamalıyız.”

Söyleneni yaptı. içinden ;

“- Yoluna kurban bu kulun senin. Kimbilir kalplerine nasıl bir ilham bıraktın da, sonunda fakir halime acıyıp beni iyileştirmeye kalktılar hay güzel Allah’ım” diyerek Rabbine hamdediyordu.

Önce kirpiklerini küçük makasla kestiler. Ardından göz diplerine dört beş iğne vurdular. Fatma nineyi hastabakıcıların yardımıyla bir sedyeye koyarak odadan çıkardılar.

Üzeri yuvarlak lambalarla dolu masanın üzerine yatırıldığında, kendisine doğru eğilen doktorun şaşkın yüzünü gördü.

“- Bu benim ameliyat edeceğim Fatma hanım değil ki.”

“- Şey, efendim…”

“- Ne sorumsuz insanlarsınız. Hastaların yatak ucunda asılı duran dosyaları süs diye koyuyorsunuz herhalde. Çabuk öbürünü getirin.”

“- Efendim, biz bu hastayı ameliyata hazırladık ama. Gözünün iğnelerini bile yaptık.”

Doktor çok sinirlenmişti. Fakat o sırada Fatma nine de bayılınca ameliyata başlamak zorunda kaldı.

Ertesi gün hemşireler, ameliyat olmuş gözünün pansumanını yaparlarken ihtiyar kadın, yanlışlıkla husule gelen durumdan aciz bir kulunu yararlandıran MA’RİFET SAHİBİ‘ne şükrediyordu.



Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir