nazar değmesi

Nazar, göz değmesi bir gerçektir. İnsanlara, hayvanlara her şeye nazar göz değebilir.

Nazar’ın hak olduğu ile ilgili hadis:

“… Ebû Hüreyre (Ra) ‘dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallaahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

«Göz (yâni nazar değme işi) hak (yâni bir gerçek)dir.»”

“… Âişe (Radıyallâhü anhâ)’dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«(Nazar’dan) Allah’a sığınınız. Çünkü göz (değme işi) gerçektir.»”

[İbn- Mace]

Kalem Suresi 51-52 Nazar ayetinin Nuzuli:

el-Kelbî dedi ki; Araplardan bir kimse iki ya da üç gün hiçbir şey yemek­sizin durur, sonra da çadırın yan tarafına kaldırılır, önünden develer ya da koyunlar geçince: Ben bugün gibi bundan daha güzel deve ya da koyun gör­müş değilim, derdi. Aradan fazla geçmeden hemen onlardan bir miktar ölü olarak yere yıkılıverirdi. İşte kâfirler böyle bir kimseden Peygamber (sav)’a nazar etmesini İstediler. O da onların bu isteklerini kabul etti. Peygamber (sav) yanından geçince, şu beyiti okudu:

“Senin kavmin seni bir efendi kabul ediyor(lar)dı,

Artık, ben seni nazar değmiş bir efendi olduğunu görüyorum.”

Yüce Allah Peygamberini nazarına karşı korudu ve: “Gerçek şu ki; o kâ­firler… neredeyse gözleri İle seni devireceklerdi” buyruğu nâzil oldu Buna yakın bir rivayeti el-Maverdî zikretmiştir.

 [Kaynak: Kurtubi Tefsiri]

Nazar Ayeti:

وَاِنْ يَكَادُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِاَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ اِنَّهُ لَمَجْنُونٌۢ ﴿٥١﴾ وَمَا هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَ
﴾٥٢﴿

Anlamı: Şüphesiz inkar edenler Zikr’i (Kur’-an’ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) “Hiç şüphe yok o bir delidir” diyorlar. ﴾51﴿Halbuki o (Kur’an), âlemler için ancak bir öğüttür. ﴾52﴿

Muavvizeteyn  Sureler İle Korunma:

Muavvizeteyn sureler ile nazardan- büyüden – sihirden ve hastalıklardan korunma:

Muavvizeteyn ne demektir?
Felak ve Nâs sûrelerinin ikisine birden verilen isim. Muavvizeteyn, Allah’a sığınmayı gösteren iki sûre demektir. Bu iki sûrede Allah, görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen bütün korkunç ve zararlı şeylerden kendisine sığınmamızı emretmiştir.

Bu iki sûrenin fazileti hakkında Câbir bin. Abdullah (r.a)’dan şöyle rivayet edilmiştir: Resûlullah (s.a.s) bana:

“- Oku! Ey Cabir!”buyurdu. Ben de:

“- Ya Rasulallah! Babam anam sana feda olsun, ne okuyayım?” dedim. Peygamber Efendimiz (s.a.s):

“- Felak ve Nâs sûrelerini” buyurdu. Her ikisini de okudum. Sonra bana dönüp: “Bu sûreleri oku. Bunların bir benzerini daha okuyacak değilsin” buyurdular.

Bu iki sûre devamlı okunursa cin ve şeytan kişiye zarar veremez, sihir, büyü tesir etmez. Mü’min her türlü zararlı ve şerli şeylerden korunmak için bu iki sûreyi okumalıdır. Allah’ın rasûlu öyle yaparlardı. Nitekim Ukbe (r.a) şöyle rivayet etmiştir: “Rasûlullah (s.a.s) ile beraber Cuhfe ile Ebvâ arasında yolculuk yapıyorduk. Birden bizi bir rüzgâr ve kesif bir karanlık kapladı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.s) “Kul euzü birabbil-felâk” ve “Kul euzü birab’bin-nâs”ı okuyarak korunmaya başladı ve: “Ey Ukbe! Bu iki sûreyi okuyarak korun. Hiç bir korunan bu iki sûrenin benzeri ile korunmamıştır” buyurdu.

Ebu Saîd el-Hudrî (r.a.)nin Hadîsi: Rasûlullah (s.a.), cinlerin ve insanların göz değdirmelerinden dolayı Allah’a sığınırdı. Muavvizeteyn (Nâs-Felak) sûreleri nazil olunca, bunları okudu, diğerlerini terketti.

[Tirmizî ve Neseî de Saîd Ibn Iyâz kanalıyla bu hadîsi Ebu Saîd'den nakleder. Ayrıca Tirmizî; bu hadîs hasendir, der. ]

Hz. Hatice validemiz şöyle rivayet etmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.s) rahatsızlandığı zaman Muavvizeteyni okur ve vücuduna üflerdi. Hastalığı ağırlaştığı zaman ona Muavvizeteyni ben okudum ve bereketini umarak kendi ellerimle vücudunu sıvazladım.”

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

 قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِۙ ﴿١﴾ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَۙ ﴿٢﴾ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَۙ ﴿٣﴾ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِۙ ﴿٤
( وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ ﴿٥

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla De ki:

“Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.” ﴾1-5﴿

           بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ ﴿١﴾ مَلِكِ النَّاسِۙ ﴿٢﴾ اِلٰهِ النَّاسِۙ ﴿٣﴾ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِۙ ﴿٤﴾ اَلَّذ۪ي يُوَسْوِسُ ف۪ي صُدُورِ النَّاسِۙ ﴿٥﴾ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ ﴿٦

 Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla


De ki: “Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik’ine, insanların İlah’ına sığınırım.” ﴾1-6﴿

TumblrFacebookBufferWhatsAppRedditMySpaceDiggBlogger PostWordPressPaylaş