Mekruh Nedir? Mekruh Ne Demek?




Mekruh Nedir? Mekruh Ne Demek?

Mekruh; yapılması dinen doğru bulunmayan, terk edilmesi istenen, yapılmaması yapılmasından daha uygun olan davranışlardır.

 

Hanefi mezhebine göre mekruh; tahrimen mekruh ve tenzihen mekruh olmak üzere iki kısma ayrılır.

Tahrimen mekruh; harama yakın olan mekruhtur. Vacip olan bir şeyi terketmek gibi. Tahrimen mekruh olan bir şeyi işlememek sevaptır, işleyenin ise azaba uğrama ihtimali vardır.

Tenzihen mekruh; helâle yakın olan mekruhtur. Namazın sünnet ve adabını terk etmek gibi. Tenzihen mekruh olan bir şeyi terkedene sevap, yapana da azab yoktur, kınama vardır.

Şafii mezhebine göre, mekruh tek çeşittir. Şer’in terkedilmesini kesin ve bağlayıcı olmadan istediği şeydir. Bunu terkeden medhedilir, sevap alır, yapan da zemmedilmez, cezalandırılmaz.

Kur’ân-ı Kerim’de çirkin görülen fiil ve davranışlarla ilgili birçok âyet vardır. Bazıları şunlardır:

“Ey iman edenler! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın”

(el-Mâide, 5/101).

“Onlar Allah’ın nûrunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Allah ise, kafirler hoş görmese de, kendi nûrunu tamamlamaktan başkasına razı olmaz”

(et-Tevbe, 9/32).

“Sizin hoşunuza gitmese de, düşmanla savaşmanız size farz kılındı. Bir şey sizin hoşunuza gitmez de, o şey sizin için hayırlı olur. Bir şey de sizin hoşunuza gider, fakat o şey sizin için şer olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz”

(el-Bakara, 2/216).

“Onlar, Allah’a kendilerinin bile hoşlanmadıkları şeyleri isnat ederler, dilleri de yalan yere, en güzel sonucun kendilerine ait olduğunu söyler. Hiç şüphe yok ki, onların hakkı ateştir ve onlar cehennemin öncüleridir”

(en-Nahl, 16/62).

Hz. peygamber’in hadislerinde de sevilmeyen, hoşa gitmeyen, Allah ve Rasûlünün razı olmadığı amellere yer verildiği görülür. Ashab-ı kiramın hoşa gitmeyen davranışları olursa Allah elçisi onları uyarır ve doğru olan davranışı da gösterirdi. Buna şu hadisler örnek verilebilir: Hacc’ın, farz kılındığını bildiren âyet inince (bk. Ali İmrân, 3/97).⇔

Rasûlüllah (s.a.s), ashabına; “Şüphesiz Allah (c.c) size haccı farz kıldı, artık hac yapınız”, buyurdu.

Birisi; “Her yıl mı?” diye sordu. Hz. Peygamber sustu. Üç defa soru tekrar edilince ise şöyle buyurdu:

“Eğer evet deseydim, hac her yıl farz olurdu. Ben sizi kendi halinize bıraktığım sürece, siz de beni kendi halime bırakın. Çünkü sizden öncekiler, peygamberlerine çok soru sormaları ve verilen cevaplara uymamaları yüzünden helâk oldular”

(Müslim, Hacc, 412).

Başka bir hadiste de şöyle buyurulur: “Allah sizin için dedikoduyu, çok soru sormayı ve malı boşa harcamayı hoş görmedi”

(Buhârî, İstikrâz, 19).

Hanefilere göre, kesin delille sabit olan yasağa haram, zannî bir delille sabit olan yasağa ise mekrûh adı verilir. Meselâ; âyette şöyle buyurulur:

“O, size murdar ölmüş hayvan etini, kanı, domuz etini, bir de Allah’tan başkası için kesilen hayvanın etini kesinlikle haram kıldı. Ancak kim darda kalırsa, saldırmamak ve sınırı da aşmamak şartıyla bunlardan zaruret miktarınca yemesinde bir sakınca yoktur”

(el-Bakara, 2/173).

Burada, sübutu ve delâleti kesin olan âyetle konan yasak “haram” niteliğindedir. Haram; mütevatir veya meşhur hadisle de sabit olabilir.

Mekruh, bazı âyetlerde hoşa gitmediği bildirilen, fakat kesin haram olmadığına dair işaret bulunan fiiller olabileceği, bunlar âhâd haber veya mürsel hadis gibi zannî deliller de sabit olabilir. Delilin durumuna göre, mekruh ikiye ayrılır.

Tahrimen mekruh, tenzîhen mekruh. Birincisi, harama yakın mekruhlar olup, zannî bir delil ile yapılmaması kesin olarak istenilen bir şey olup, vâcibin karşıtıdır. Erkeklerin ipekli giymesi, altın yüzük takması, karısına karşı adaletli davranamayacağına dair kuvvetli bir zanna sahip olan kimsenin evlenmesi bu tür mekruhlar arasındadır. İkincisi ise, helâle yakın mekruh olup, hoşa giden, beğenilen fiilin (mendub) karşıtıdır.

Tahrimen mekruhu işleyen kimse kınanır, tenzihen mekruhu işleyen kınanmaz. Her iki mekruhu terkeden ise övülür.

(İbnü’l-Hümâm, a.g.e., VIII, 80-91 vd.; Ebû Zehra, Usûlü’l-Fıkh, Dâru’l-Fikri’l-Arabî tab’ı, t.y, s.45, 46).

Sorularla  İslamiyet

Konu Hakkındaki Yorumunuzu Yazabilirsiniz!

*